Vaaz/Kelam Çalışması: İman Açıklaması Üzerine

Presbiteryen Kilisesi, Reform Seminer Notu

Yazan: Rev. Donald Cobb

Editör: Rev. İlhan Keskinöz

 

Elçisel İman Açıklaması…

 

İLAVE BÖLÜM: “Mesih’le Birleşme”

 

C-) “Gizemli Birleşme” ve Mesih’in Kurbanının çapı

Bu öğretiş, kurtuluşumuzun asla Mesih’le birleşmemizden ayrı olarak kavranılamayacağını vurguluyor: O şahsen fidyemiz, “bizi bağışlatan kurban’dır” (I.Yuhanna 2:2; Romalılar 3:24). Mesih bizlerin kurtuluşunu kendi varlığında “nesnel” bir gerçeklik olarak sağlamıştır. Fakat bizler O’nun sağladığı bu kurtuluşumuzu sanki “parasını almak” üzere imzamızı atmak zorunda olduğumuz boş bir çek olarak düşünürsek o zaman bizler kurtuluşu soyut bir kavram olarak düşünme hatasına düşeriz. Bizler böyle bir hatalı açıdan baktığımızda, o zaman kurtuluşumuzu devamlı ve daimi olarak Kurtarıcımızdan ve O’na ait olmamızdan söz etmeksizin “bir şey” olarak düşünmüş oluruz. Yani Mesih “bir şey” kurtuluşumuz “başka bir şey” değildir.

 

Kutsal Yazılarda ilk önce kurtuluşa değil, iman aracılığıyla İsa Mesih’e şahsi olarak kavuşuyoruz; O’na sığınmak ve O’nda barınmak için koşuyoruz, çünkü O’nda sığınak buluyoruz. Kutsal Yazılar Sonsuz Yaşamı “cennette bir yer sağlamak” olarak değil, Baba ve Oğul ile olan diri bir bağ olarak tasvir ediyor:

Yuhanna 17:3 Sonsuz yaşam, tek gerçek Tanrı olan seni ve gönderdiğin İsa Mesih’i tanımalarıdır.

 

Ve Mesih’le birleştiğimiz için (ve özellikle O kendini bize birleştirdiği için), Baba önünde kurbanımız olan Mesih’e sahip oluyoruz. Mesih’in bizi Tanrı’yla barıştırması, Mesih’in kişiliği kadar geniştir. Bir din bilimi şunu şöyle ifade etmiştir: “Kurtuluşumuz, İsa Mesih’in kişiliği ve işiyle tıpkı aynı şeydir. İlk önce Mesih’te nesnel olarak barışa ‘sahip’ olup, sonra imanımızla ona öznel olarak sahip olmuyoruz, aksine O’nda olanlar olarak ona sahibiz. (...). O eşsizdir! Ama biz, O’ndayız[1]

 

Bu öğretiş “Mesih kim için feda oldu?” sorusuna cevap vermekte çok yardım ediyor. Ölümü, şahsen inanarak ona katılmaları şartıyla “tüm insanlar” için miydi? Yoksa bu ölüm, tek O’nda olanlar için miydi? Yeni Ahit açık olarak tüm insanların çağrılmalarının ve Mesih’e koşmak üzere teşvik edilmelerinin gereğini belirtiyor... çünkü kurtuluş bir tek O’nda bulunuyor! Mesih’in kurtuluşu, O’nun kişiliğinin dışına varmıyor, bu nedenle herkes O’nda sığınak bulmaya çağrılıyor. O’nun dışında ölüm, yabancılık ve düşmanlıktan başka birşey yok!

 

Kurtuluşu şahsi olmayan bir şekilde kavramak, aslında, Mesih’in işini zayıflatıyor, çünkü O’nun getirdiği kurtuluşun birliğini bozarak, onu Mesih’ten ve imanımızdan ayırıyor (iman, artık Mesih’in bizim için sağladığı satın alınmamızın bir öğesi olarak değil, kurtuluşun bir şartı ve ondan bağımsız olarak görünüyor). Kutsal Yazılarda kurtuluş tamdır: kanında yıkanmak, kutsal kılınmak ve yüceltilmekle beraber, iman armağanını da kapsıyor[2].

 

“Mesih’te”ki varlığımız, ezelden ebediyete kadar uzanıyor; O’nda seçilmişiz (Efesliler 1:4), O’nda “iyi işlerin yolunda yürüyelim diye” yaratılmışız (Efesliler 2:10), ve O’nda diri Tanrı’ya oğullar olalım diye belirlenmişiz (Efesliler 1:5), O’na bağlı olarak ölüyoruz (I.Selanikliler 4:14, 16), O’nda son günde yaşama kavuşacağız (I.Korintliler 15:22). O’nda ve O’nunla sonsuz egemenliğin mirasına kavuşacağız (Romalılar 8:17). Böylece ne geçmiş zaman, ne şimdiki, ne gelecek zaman imanlılar için temsilcimiz, kardeşimiz ve yeni yaratılışımızın ve kutsallaştırılmış insanlığımızın başı olan Mesih’ten ayrı olarak kavranamaz!

 

 



[1] O. Weber, Foundations of Dogmatics, 2.cilt, sayfa 475.

[2] I.Timoteyus 1:14; 3:13; II.Timoteyus 1:13; 3:15 ayetlerine bakınız (tüm bu parçalarda Grekçe metin, Mesih’te olan imanı vurguluyor); Efesliler 2:8; Filipililer 1:6,29; I.Korintliler 2:14 ayetlerine de bakınız. Westminster İnanç Açıklaması VIII/8: Mesih, kendileri için kurtuluş satın aldığı kişilerin hepsine de aynı kurtuluşu kesin ve etkin bir şekilde uygular; onlar içın yakarışta bulunur, Söz’de ve Söz aracılığıyla onlara kurtuluşun sırlarını açıklar; Ruh’u aracılığıyla etkin bir şekilde onları inanmaya ve itaat etmeye ikna eder, Sözü ve Ruhu aracılığıyla onların yüreklerine hükmeder.