VAAZLAR

 

FİLİPİLİLER VAAZLARI

 

I / 1:1-2

 

1 Mesih İsa'nın kulları[1] ben Pavlus ve Timoteyus'tan,[2] Filipi'de bulunan gözetmenler[3] ve görevlilerle[4] birlikte Mesih İsa'ya ait bütün kutsallara[5] selam!

Mesih İsa'ya ait: “Mesih’te, Mesih’le, Mesih aracılığı ile” şeklindeki ifadelere Pavlus’un mektuplarında sıklıkla rastlarız. Hristiyanların Mesih’le olan birleşmesini ifade eder.

 

2 Babamız Tanrı'dan ve Rab İsa Mesih'ten[6] size lütuf[7] ve esenlik olsun.

lütuf ve esenlik: Bu iki kelime Mesih’in kurtaran işinin etkisini ve doğasını ifade eder.

Mesih’in Lütfu kendini kurban etmesinde açıklanmıştır:

II.Korintliler 8: 9Rabbimiz İsa Mesih'in lütfunu bilirsiniz. O'nun yoksulluğuyla siz zengin olasınız diye, zengin olduğu halde sizin uğrunuza yoksul oldu.

Mesih’in Lütfu insan ihtiyaçları için yeterlidir:

II.Korintliler 12:9 Ama O bana dedi ki, «Lütfum sana yeter. Çünkü gücüm, güçsüzlükte tamamlanır.» İşte, Mesih'in gücü üzerimde bulunsun diye güçsüzlüklerimle sevinerek daha çok övüneceğim.

Mesih’in Lütfu günahkar insana verilmiştir:

I.Timoteyus 1:12Beni güçlendirmiş olan Rabbimiz Mesih İsa'ya şükrederim. Çünkü beni sadık sayarak hizmetine aldı. 13Bir zamanlar O'na küfreden, küstah ve zalim biri olduğum halde bana merhamet edildi. Çünkü yaptıklarımı, bilgisizlikten ve imansızlıktan yaptım

Mesih’in Lütfu gücümüzün kaynağıdır:

II.Timoteyus 2:1 Oğlum, Mesih İsa'da olan lütufla güçlen.

 

Pavlus mektubunun başında önce kendini tanıtıyor:

Bu mektubun yazarı İsa’ya kul olmayı seçmiştir. Bu mektubun yazarı insanların özgürlük[8] istediği bir çağda kul olmayı seven biridir. Bu mektubun yazarı İsa’ya kul olmaktan dolayı mutludur. Bu mektubun yazarının tek efendisi Mesih İsa’dır.

 

İmparatora “rab” olarak tapınılan bir kültürde “Mesih Rabdir, ben Mesih’e aitim” demek o dönem için oldukça cesaret gerektiren bir söylemdir. Sezar’a “rab” diye tapınılan bir kültürde Pavlus’un bu sözleri oldukça ciddi bir meydan okumadır.

 

Günümüz insanları protokole ve unvanlara çok önem verir. Bir kişiye gönderilen zarfta unvanı Doç. yerine Dr. yazarsa bu kişiyi kızdırabilir, hatta o davete katılmayabilir. İnsanlar için unvan onların prestijlerinin bir parçasıdır. Unvan o kişinin toplumsal statüsünü de anlamamıza yardım eder. Ve unvanlar bu anlamıyla kişilerin kişiliklerinin bir parçasıdır. Aynı şekilde Aziz olmak bir Hristiyanın kişiliğinin ve karakterinin ayrılmaz bir parçasıdır.

 

Aziz (Kutsal) nedir?

Bazıları aziz deyince kilisenin ‘Aziz’ olarak ilan ettiği başarılı ve erdemli yaşamış kimseleri düşünür. Yüzyıllar önce ölmüş olmalarına rağmen kilise takviminde adları vardır.

 

Bazıları “Aziz” deyince dindar kişiler olarak düşünür. Bazıları da geniş anlamda “Aziz” deyince daha iyi kimseler olarak düşünür. Pavlus bu mektubunu azizlere yazmaktadır. Aziz ya da kutsal “Tanrı tarafından ayrılan” anlamına gelmektedir. Azizler “başka insanlardan çok farklı ve şu anda ölmüş bulunan kişiler” olarak anlaşılmamalıdır.

 

Ama bir gerçek vardır ki, ilk yüzyıl Hristiyanları gerçekten farklıydı, kendilerini İsa’ya teslim etmişlerdi. Hayatlarını O’na adamışlardı. Pavlus bu mektubu Filipi Kilisesindeki azizlere (Kutsallara) yazmıştır. Pavlus’un yazdığı azizler ise Kilisedeki Hristiyanlardır, yani kilisenin cemaatidir.

 

Hristiyanlar “Aziz” olmaya çağrılmışlardır:

Olmak ve yapmak arasında bir fark vardır. İnsanoğlu çoğu zaman yapıyor olmayı ister. İyi işler yapmak, en mükemmel programları yapmak, insani ilişkilerde genel kabul görmüş standartları tutturmak, en iyi kilise hizmetini yapmak… Fakat bir şeyi yapmadan önce bir şey olabilmeliyiz. İsa’yı geceleyin gizlice ziyarete gelen Nikodemus’u hatırlayın; İsa Mesih ona ‘yeniden doğmalısın’[9] demiştir. Çünkü o göksel şehrin vatandaşı olmadan da bir şeyler -iyi işler- yapabilirdi. Ama her şeyden önce yeniden doğması gerekmekteydi.

 

Bu haliyle Hristiyanlık izlenmesi gereken ahlaki değerlerden çok daha fazladır, çok daha ötedir. Hristiyanlık; yaşanacak bir felsefeden çok daha ötedir. Hristiyanlık; inanılacak bir teolojiden çok daha fazlasıdır. Hristiyanlık; “Ben Hristiyanım” diyenlerin yaşamında İsa Mesih’in olması gerekliliğidir. Ancak İsa’yı takip ederek nasıl bir insan olmamız gerektiğini anlayabiliriz. Ancak İsa’yı hayatımıza model olarak aldığımızda olması gereken biri (aziz) olabiliriz.

 

“Azizler” olarak farklı olmaya çağrıldık:

Hristiyan olan ile olmayan arasında açık bir fark vardır ki; bu da bir tarafın yaşamını tamamıyla İsa Mesih’e adamasıdır. Bir azizin yaşamı İsa merkezlidir, bu da onun yaşadığı hayatın farklılığını ifade etmeye yeterlidir. İsa Mesih dağdaki vaazında azizlerin karakter özelliklerini ve yaşamlarını özetlerken lütuf, barış, güç ve sevgi temalarının altını çizer[10]. Aziz kutsal demektir, ayrılmış demektir. O halde azizler dünyadan ayrılmış kimselerdir. Azizler yaşamlarıyla ve düşünceleriyle dünyadan farklıdır.

 

Azizler bir amaç için farklı olmaya çağrılmıştır:

Azizler farklı olmak adına farklı değillerdir. Bu farklılık tuhaf biri olmak anlamında değildir. Azizler İsa’nın hayatının örneği olmak durumundadır. Bir gün annesiyle kiliseye giden küçük bir kız kilisenin camlarındaki figürleri sorar: annesi onların azizler olduğunu söyler. Aradan bir hafta sonra bu anne kız yaşlı bir bayanı ziyarete giderler. Ziyaret bitip evden ayrıldıktan sonra annesi küçük kıza ‘bugün bir aziz gördün’ der. Küçük kız ‘artık azizin ne olduğunu biliyorum’ diyerek cevaplar. “Aziz” ışığın kendisinden parladığı kişidir. Çevresini aydınlatan kişidir. Ve yalnızca İsa’yı izlemekle aziz oluruz.

 

1:2 ayeti azizlerin azizliğinin kaynağını bizlere açıklar:

a-) Mesih İsa’ya ait olan: Adem insan ırkının temsilcisidir. Bizler fiziksel olarak doğduğumuzda Adem’in doğasını paylaşmaktayız.[11] Fakat Kutsal Kitap İsa Mesih’in ikinci Adem olduğunu bizlere öğretiyor.[12] Yeniden doğuşu almış olanlar yani Mesih’e iman edenler Eski Adem’den ayrılmış olduğu için azizler olarak anılmaktadır. Çünkü Mesih ölümü ve dirilişi ile günahın gücünü ve şeytanın krallığını alt etmiştir.[13]

 

b-) Baba Tanrı ve Rab İsa Mesih: Baba, Oğul ve Kutsal Ruh’ta açıklanan tek Tanrı’ya iman etmiş bir aziz (Pavlus) diğer azizleri selamlarken, gerçek lütuf ve esenliğin kaynağı olan Baba Tanrı ve Rab İsa Mesih’i birlikte zikreder.

 

Bir Aziz olarak Filipi’de yaşamak

Pavlus’un hitap ettiği azizler Filipi’de yaşamaktadır. Hristiyanlar aslında iki ayrı gerçeği bir arada yaşarlar. Filipi’de, İstanbul’da, Paris’te ya da dünyanın başka bir yerinde dünyasal bir vatandaşlığın altında yaşarlar. Fakat onlar gerçekte vatanları göklerde olan (3:20) ve dünyada göçmenler[14] gibi yaşayan kimselerdir. Azizler yeryüzünde hangi pasaportu taşırsa taşısın onlar gerçekte şimdi tam olarak görünmeyen bir Krallığın vatandaşlarıdır.[15] Yani günah dolu bir dünyada bizlerin yaşayışı insanlara “siz neredensiniz?” diye sordurmalıdır. Etkin Hristiyan yaşama ve dünyayı değiştiren Hristiyan tanıklığı ancak bu şekilde olur.

 

Azizler, Gözetmenler ve Dyakonlarla birlikte yaşamaktadır.

Kutsal Kitap tek başına yaşayan bir Hristiyan modeli öğretmemektedir. Kendini toplumdan ayrı tutan, bireyci ya da bencil bir yaklaşım Aziz hayatı içinde barınamayan örnekleri oluşturmaktadır. Azizler Kilise içinde bir topluluk olarak yaşayan ve toplum olarak bir arada yaşamanın gerektirdiği düzen ve sisteme saygılı kimselerdir. Yani bu kimseler Kilisenin çıkarlarını kendi çıkarlarının üzerinde tutar (2:20-21). Kilisenin paklığına leke gelmesin diye gayret eder. Atanmış önderler itaat gösterir. Birlik ve uyum için özveriye hazırdır (2:25-27, 30).

 

Hak etmediğimiz halde Kutsal Kitap’ın bizleri “azizler” olarak çağırmasına verebileceğimiz en iyi cevap ne olmalıdır? Bu unvana layık olma gayreti içinde olmak!

 



[1] Yuhanna 12:26, I.Korintliler 7:22, Efesliler 6:6, Koloseliler 3:24

[2] Timoteyus, kilisenin kuruluş aşamasında da oradadır (Elçilerin İşleri 16) ve Filipi kilisesi tarafından iyi tanınmaktadır (2:22). Timoteyus bir elçi ve kardeş olarak tanınmaktadır (II.Korintliler 1:1, Koloseliler 1:1)

[3] Günümüzde “Episkopos” ya da “Bishop” adı altında tercüme edilen bu ifade bazen “ihtiyar” olarak geçer: Elçilerin İşleri 16:1; 20:17, 28, II.Korintliler 1:1, I.Timoteyus 3:1. Ancak İhtiyarlar bazen yaşça olgun olmakla birlikte esas olarak ruhsal olgunluk ve bilgelik taşıyan kimselerdir.

[4] I.Timoteyus 3:1-7 ve 8-13 ayetlerini kıyaslayınız. Dyakon kelimesini basitçe “sofraya hizmet eden kimse” diye tercüme edebiliriz. Elçilerin İşleri 6.1-7 ayetleri yedi dyakonun ilk kilisede ruhsal hizmetin parçası olan işlerle görevlendirildiğini öğretmektedir.

[5] Aziz (kutsal) kelimesini Yeni Ahit Mesih’e inanmış etmiş herkes için kullanır (Romalılar 1:7, I.Korintliler 1:2, Efesliler 1:1) Elçilerin İşleri 9:13, [Matta 13:43, Mezmur 92:12, Vahiy 22:14]

[6] Romalılar 1:7

[7] Lütuf karşılıksız verilmiştir: Mezmur 84:11, Elçilerin İşleri 11:23; 13:43. Alçakgönüllü kimselere lütuf: I.Petrus 5:5. Mesihsel yaşam ve lütuf: II.Korintliler 1:12. Hizmet etmek ve lütuf: I.Korintliler 3:10; 15:10. Mesih’in lütfu çarmıhta açıklandı: II.Korintliler 8:9. Mesih’in Lütfu yeterlidir: II.Korintliler 12:9, Efesliler 4:7. Lütuf günahkarlara verilmiştir: I.Timoteyus 1:13.

[8] O dönemde köleliğin yaygın olduğunu düşündüğümüzde özgür bir kimsenin kendisini kul (köle) olarak tanıtması ve kul olmayı istemesi oldukça çarpıcı bir ifadedir.

[9] Yuhanna 3:7

[10] Matta 5:3-12

[11] Romalılar 5:12-21

[12] I.Korintliler 15:22, 45, 47

[13] Romalılar 4:25, Koloseliler 2:13-16

[14] I.Petrus 2.11

[15] II.Korintliler 5.2