VAAZLAR

 

FİLİPİLİLER VAAZLARI

 

XIV / 2:19-30

 

19 Durumunuzu öğrenmek ve böylece içimi rahatlatmak üzere Timoteyus'u yakında yanınıza gönderebileceğime dair Rab İsa'da ümidim var.

20 Timoteyus[1] gibi düşünen ve durumunuzla içtenlikle ilgilenecek başka kimsem yoktur.

21 Herkes kendi işlerini[2] düşünüyor,[3] Mesih İsa'nınkini değil.

kendi işlerini düşünüyor: Mesih’in örneği ile ters bir tutum olur (2:5-11). Fakat Timoteyus’un hayatı Mesih’in Kendisini alçaltması açısında da Filipi Kilisesine örnek bir Mesihsel karakter olarak sunulur. WESTMİNSTER UZUN İLMİHAL 105, 130

 

22 Ama Timoteyus'un, değerini kanıtlamış biri olduğunu, babasının[4] yanında hizmet eden bir çocuk gibi, Müjde'nin yayılması için benim yanımda hizmet ettiğini bilirsiniz.

babasının: Pavlus ve Timoteyus Mesih’in işinde çok yakın bir işbirliği içindeydiler. Her ikisi de hizmet eden kullar idi (1:1). Bir hizmetçi olarak Timoteyus’un başkalarının refahı için son derece dikkatli olduğu görülüyor (2:20).

 

23 Durumum belli olur olmaz onu hemen gönderebileceğimi ümit ediyorum.

24 Rab'be güvenim odur ki, ben de yakında geleceğim.

Rab’de: Pavlus ve Timoteyus kendilerinin dahil olduğu ilahi iradeye boyun eğmişlerdir (1:19) Rab İsa’da).

 

25 Ama muhtaç[5] anımda bana yardım etmek üzere gönderdiğiniz elçiyi, omuz omuza mücadele verdiğim[6] kardeşim ve emektaşım Epafrodit'i size geri yollamayı gerekli gördüm.

Epafrodit: Timoteyus gibi Mesih hizmetinde emek veren biridir, başkaları için yaşayan biridir. Pavlus’a (4:18) ve başkalarına hizmetçi gibi hizmet ederek Mesih’e itaat ediyor. Hizmetini hayatı pahasına sürdürüyor (2:26-27, 30).

 

kardeşim: Mesih’te bir aile olarak sevgi bağı ile birbirimize bağlı olduğumuzu hatırlatıyor.

 

26 Çünkü hepinizi özlüyor ve kendisinin hasta olduğunu öğrenmiş olmanızdan ötürü kederleniyordu.

kederleniyor: kendi hastalığından çok bu haberin kilisedeki kardeşler tarafından bilinmesine üzülüyor.

27 Gerçekten de ölüm derecesinde hastalanmıştı. Ne var ki Tanrı ona, ve yalnız ona değil, ama acı üstüne acı duymayayım diye bana da merhamet etti.

28 İşte bu nedenle, onu tekrar görüp sevinesiniz diye kendisini daha büyük bir istekle yanınıza gönderiyorum. Böylelikle benim de kaygılarım hafifleyecek.

29 Onu Rab'de tam bir sevinçle kabul edin, onun gibi kişileri onurlandırın.

30 Çünkü sizin bana yapamadığınız yardımı yapmak için canını tehlikeye atarak Mesih'in işi uğruna neredeyse ölüyordu.

 

Pavlus’un bu ayetlere nasıl geldiğine bakalım:

Pavlus kendi tutukluluğuna rağmen Tanrı’nın Krallığının nasıl ilerlediği (1:13-14) vurguladıktan sonra alçakgönüllülüğe ve birliğe çağrı yapıyor (2:1-4). Bütün bunları başarabilmemiz için Mesih’in ne büyük bir iş yaptığından ve kendini nasıl bir hizmetçi gibi bizler için feda ettiğinden bahsediyor (2:6-8). Bundan sonra buraya kadar olan ayetlerin ima ettiği ve yönlendirdiği şeyleri göstererek kiliseyi itaat, erdem ve dayanma konusunda teşvik ediyor (2:12-18). Bu bölümdeki ayetlerde Pavlus kibar bir şekilde ima ederek kiliseye sanki şöyle demek istiyor: Örneğini takip edebileceğiniz iki Hristiyanı sizlere takdim ediyorum. Kurtuluş onların karakterlerini belirliyor, kurtuluş onların hayatlarında çalışıyor. Bu insanların sözlerine ve işlerine bakarsanız bunları görecesiniz.

 

Bizler her zaman İsa Mesih’in hizmetinde yeterli ve uygun olmak için dua etmeli ve gayret göstermeliyiz. Bu durumda kilise hizmetlerine katılmanız, Kutsal Kitap ve Kutsal Kitap’la ilgili yardımcı kitapları çalışmanız, ilahiyatınızı geliştirmek için, en önemlisi Tanrı ile olan ilişkinizi geliştirmek için gerekli imkanlardan yararlanmaya çalışmak ve bu konuda gayretli olmak bir Hristiyanın hayatında önem arz etmelidir.

 

Pavlus Filipi kilisesini merak ediyor ve onlara bir süre gözetmenlik yapıp, öğretişte bulunsun diye Timoteyus’u göndermeyi istiyor. Çünkü “Timoteyus gibi düşünen” ve onların durumlarıyla “içtenlikle ilgilenecek” başka kimseler yoktur. Diğer yandan herkes kendi işleriyle o kadar meşguldür ki, Mesih İsa’nın işlerini öncelikli olarak düşünen kimseler etrafta pek çok yoktur. Bu yüzden Pavlus şöyle yakınıyor: “Herkes kendi işlerini düşünüyor, Mesih İsa'nınkini değil”. Bundan başka Timoteyus, Pavlus’un hayatına değişik şekillerde göz tanığı olmuştur:

II.Timoteyus 3: 10‑11Sen ise benim öğretimi, davranışımı, amacımı, imanımı, sabrımı, sevgimi, dayanma gücümü, çektiğim zulüm ve acıları, örneğin Antakya, Konya ve Listra'da başıma gelenleri yakından izledin. Ne zulümlere katlandım! Ama Rab beni hepsinden kurtardı.

 

Yani Timoteyus Pavlus’un örneğini (3:17) izleyen biridir. Ve kelami önderlik kendini başkalarının hizmetine adayabilmekte kendini gösterir. Timoteyus aynı şekilde havarinin vekili olarak Selanik’teki kardeşleri de ziyaret etmiştir (II.Timoteyus 3.2-6). Yani Pavlus ile birlikte kilise için emek veren biridir.

 

Acaba sizler Pavlus’un zamanında yaşasaydınız ya da o bugün sizin zamanınızda yaşasaydı, sizler Pavlus açısından herhangi bir kiliseye tavsiye edilebilir miydiniz? “Kendini ve kendi işlerini değil, Mesih İsa’nın işlerini düşünen bir karaktere ne kadar yakınız?” sorusuyla yüzleşmek durumundayız.

 

Pavlus 20. ayette “içtenlikle ilgilenecek (içtenlikle kaygı duyan) başka kimse yok” diyor. Bu söz bize Timoteyus’un karakteri hakkında da yeterli bilgi veriyor. İşte, Pavlus ve Timoteyus’un yürekleri bize Tanrı’nın acıyan, merhamet eden yüreğini anlamamıza yardım ediyor. Pavlus’un Timoteyus hakkındaki sözlerinin anlamı şudur: “ondan başka kiliseye dikkat etsin diye gönderebileceğim hiç kimse yoktur”. Demek ki başkalarının sorunları, başkalarının dertleri ve sıkıntıları ile gerçekten ilgilenmek Timoteyus’un karakterinde var olan bir şey. Yani onda problemlerle yüzleşme cesareti olduğunu görmekteyiz. Timoteyus da sorun ve problemlerin olduğu yerden “Benim başım ağrımasın” diye kaçan değil, aksine başkalarının sorunlarına bilgisi, tecrübesi, duası ile yardımcı olmaya çalışan bir karakter olduğunu görüyoruz. Yani Timoteyus başkalarının duygularını paylaşıyor, başkalarını anlamaya çalışıyor. Timoteyus’u diğerlerinden farklı kılan neydi diye düşünecek olursak aslında çok açıktır. Pavlus’un Timoteyus hakkındaki düşüncelerinin 2:3-4 ayetleriyle örtüştüğünü görmekteyiz. Yani Timoteyus, Tanrı Oğlu’nun düşüncelerini kendisininki gibi almayı başarıyordu (2:5).

 

Bu anlamda her Hristiyan kendi ilahiyatını geliştirip, potansiyel bir ‘kilise adamı’ potansiyel bir ‘iman kadını’ olabilmek için Mesih benzerliğinde ilerlemek, Timoteyus örneğinde olduğu gibi karakterini geliştirmek zorundadır. İşte bu durum bizleri yalnızca kendi işlerini değil, başkalarını düşünen ideal bir kişi yapacaktır. “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın” diye öğretilen bir çağda aslında Timoteyus gibi bir karakteri bulmak oldukça zordur. Kendinden başkasını düşünmeyen bencil insanların çoğunlukta olduğu bir dünyada yaşadığımız gerçektir. Bu noktada günümüzün en acı gerçeği ise Timoteyus gibi insanlara ne kadar büyük biri oranda dünyamızın ihtiyacı olduğudur. Diğer bir acı nokta ise böyle bir ihtiyacı çoğu kimsenin görememesidir. Dostuna bile kazık atıp köşeyi dönme sevdalısı bir kuşakta, kendisinden başka kimseyi düşünmeyen bir kuşakta doğal olarak birilerine yardım etmek, onların sorunlarını paylaşmak, dertlerini iyileştirmeye çalışmak günümüz anlayışı içinde maalesef kaybolmaya başlamıştır. Artık iyilik etmenin aptallık ile eş değer tutulduğu bir anlayışın yaygınlaştığı bir çağdayız.

 

Bunun cezasını da toplum olarak çekmekteyiz. İşte terör, günden güne artan toplumsal şiddet, hızla bozulan ahlaki ve manevi değerler, dünyanın geleceğini tehdit eden ve hızla bozulmakta olan ekolojik dengeler, bir tarafta bolluk ve refah, diğer tarafta açlıktan ölen insanlar ve her gün artan bir şekilde silahlanmaya harcanan paralar... Sonunda dünyayı yaşanılmaz bir yer haline getiren bir kaos ortamı...

 

Kendini düşünen, yalnızca kendisi için yaşayan insanların hırsları, iktidar savaşları, yönetme tutkuları, kavgaların, çekişme ve dedikoduların kaynağı değil mi?

 

Dünyamızın içinde bulunduğu duruma baktığınızda, bütün bu karışıklığın içinde Mesih İsa’nın işlerini samimiyetle düşünen, İsa Mesih’teki fazilet işlerini yapan ve öğreten insanlara ne kadar ihtiyacı olduğu yeterince açık değil mi?

 

Bir gün küçük bir kız eve geç gelir. Annesi gecikme sebebini sorar. O da arkadaşının oyuncağının kırılmasından dolayı geciktiğini söyler. Annesi oyuncağın kırılması ve eve geç gelmenin arasında bir bağlantı kuramaz ve gecikmeye sebep olan şeyi sorar. Küçük kız ağlayan arkadaşını susturana kadar vaktin geçtiğini söyler. İşte bu küçük kızdaki başkalarını teselli etme, başkalarının acılarını paylaşma yüreği İsa Mesih’in yeryüzündeki hizmetini daha iyi özetlemiyor mu? Merhamet edenler merhamet bulacaklar...

 

Hristiyan hayatında Rab’bin yeryüzündeki hizmetinde olduğu gibi bir yüreğe sahip olmak için benliği öldürmüş bir kişi olmanız gerekmektedir. 2:21 ayetinde anlatılan kendini düşünen kişi örneği Hristiyan bir kişi için söylenebilecek en üst kınanma noktasıdır.

 

Bu bölümde gözümüze çarpan diğer bir karakter ise Epafrodit adında bir sadık imanlıdır. Bu kişi Filipi kilisesinin Pavlus için hazırladığı yardımı Pavlus’a getirmek için görevlendirilmiştir. Kendisi bu yolculuğu sırasında hastalanmış ölümden dönmüştür. Bu kişi de aynı şekilde kendinden ve hayatından önce Mesih’in işini düşünmüştür. Ölüm derecesinde hastalandığına değil, bu olayı kilisenin duyup azizlerin üzülmesinden dolayı üzülmüştür. Tanrı’nın lütfu yaşamlarımıza daha etkin hizmet için kolaylıklar ve rahatlıklar sağlamaz. Aksine bazen hizmette zor zamanlardan geçeriz. Epafrodit’in yolculuk sırasında tecrübe ettiği şey tam olarak budur. Çünkü o da Mesih uğruna acılara katlanma tecrübesinden geçmektedir (1:29).

 

Hristiyan hayatında gerek tanıklık gerekse hizmet için Rab’de iyi donanmış ve eğitilmiş olmak gerekir. Bunlara sahip olmak ise yapmanız gerekenler için size yetenek ve verimlilik kazandırır. Sizler her durumda imanlı bir şekilde görevinizi yerine getirmekle sorumlusunuz. Bu anlamda “Hristiyan hizmetinde ne oranda yeterliyiz?” diye bunu düşünerek dua ile Rab’bin önünde durmamız gerekmektedir.

 

Pavlus 2:29 ayetinde Epafrodit’i kastederek onun gibilere saygı göstermeyi öğütlüyor. Çünkü bu kişiler saygın bir iş yapmaktadır. Bu kişiler Mesih’in Müjde’si için emek verip Tanrı’nın halkına, Tanrı’nın kilisesine hizmet vermektedirler. Bu kişiler çok saygın bir Efendinin, Rab İsa Mesih’in işçileridirler ve bu yüzden saygıya layıktırlar. Çünkü Epafrodit ve onun gibi olanlar Mesih’in düşüncesine sahip olarak O’nu izlemeye ve O’na benzemeye çalışmaktadırlar, bu da saygın bir şeydir. Ayrıca Epafrodit Mesih’in işi için risk alıyor. Bu yolda az kalsın ölecekti. Çoğu insan kendi benliğinin peşinden koşarken Epafrodit canını gözden çıkarmış bir şekilde ilerliyor. Aynı şekilde Epafrodit bunu başkalarını kendisinden üstün tuttuğu için yapmaktadır (2:3-4).

 

Köklerini Kutsal Kitap’ın “Anne ve babana hürmet edeceksin” emrinden alan; büyüklere, yetkililere, görev ve otorite sahibi olan kişilere saygı ve hürmet göstermek günümüzün kaybolan değerleri arasında olup, bu ayetlerde bizlere yeniden hatırlatılıyor.

 

İsa Mesih’in Kutsal Evrensel ve Elçisel kilisesine ait olmak saygın biri olmayı gerekli kılar. Bu saygın kişiler yaşadıkları toplumda yalnızca kendi kardeşlerini değil, başkalarını da aynı şekilde saygın biri gibi görüp onlara yardım eder, onlara öyle davranır. Bir Hristiyan Tanrı’nın kendisine vermiş olduğu sevgi ve merhameti aynı saygınlıkla başkalarıyla paylaşır.[7] Bir Hristiyan saygınlığını içinde yaşadığı toplumda önce İsa Mesih’ten, O’nun Kutsal Kitap’ta açıklanmış olan karakterinden alır. Dolayısıyla Hristyan saygınlığı toplumun bizlere verebileceği Beyefendi, Hanımefendi, Dr., vs. ünvanlardan daha önce gelir.

 



[1] I.Korintliler 16:10

[2] I.Korintliler 10:24; 13:5

[3] Herkes kendi işlerini düşünüyor: Timoteyus’un alçakgönüllü ve yumuşakhuylu yaşam şeklini ile 2:5-11 ayetlerini kıyaslayınız, (Filipililer 2:4 Yalnız kendi yararınızı değil, başkalarının yararını da gözetin).

[4] I.Korintliler 4:17, I.Timoteyus 1:2

[5] Filipililer 4:18

[6] Hristiyan hayatı Tanrısal silahları kuşanmayı gerektiren (Efesliler 6:10-20) bir savaş ortamı gibidir. Bu yüzden de Pavlus Epafrodit’ten savaş arkadaşı ya da silah arkadaşı olarak bahseder (Filimun 2).

[7] Matta 5:43-47