KUTSANMIŞ YAĞ HAKKINDA KUTSAL KİTAP’A BAKMAK

 

Giriş

Tekvin 1:11 Tanrı, «Yeryüzü bitkiler, tohum veren otlar, türüne göre tohumu meyvesinde bulunan meyve ağaçları üretsin» diye buyurdu ve öyle oldu.

12 Yeryüzü bitkiler, türüne göre tohum veren otlar, tohumu meyvesinde bulunan meyve ağaçları yetiştirdi. Tanrı bunun iyi olduğunu gördü.

13 Akşam oldu, sabah oldu ve üçüncü gün oluştu.

 

sadece “yağ” değil; insana yiyecek ve içecek olan her şey Tanrı’nın yaratılışından gelmektedir. çünkü yerde ve gökte olan her şey, görünen ve görünmeyen her şeyin yaratıcısı Tanrı’dır. böylece yağı Tanrı’nın insana verdiği sayısız bereketlerin bir işareti olarak görürüz; Tanrı’nın sağlayışından biri olan yağda –renk ve koku yanında- şifa ve doygunluk saklı olduğunu biliriz. Tanrı’nın sağlayışının çeşitliliği ihtiyaçlara ve kültüre göre değişik şekillerde kullanılır. insanın emek ve çabası ile değişik biçimlerle ortaya çıkan ve değişik şekillerde kullanılan yağ da bunlardan biridir. böylece yağ kilisede kullanıldığı için, Tanrı’nın kutsal amacına göre yaratılmış olan şeylerden biraz daha ayrı olarak Tanrı’nın bu yaratılış üzerindeki bütün sağlayışının bir işareti olarak bizlere Tanrı’nın yaratıcı, mucizevi gücünü, merhametli lütfunu, tatlı sevecenliğini ve şefkatini hatırlatmalıdır.

 

insanın bu yaratılıştan elde ettiği değişik kokulu yağlar, çiçeklerden, ağaçlardan, bunların kökleri, meyveleri ve tohumlarından elde edilerek; bazen buhur, bazen ilaç, bazen bir yiyecek, bazen sadece bir hoş koku, bazen de sağlık için kullanılan değerli bir ürün olarak ortaya çıkar.

 

böylece Musa’ya “bunlardan ıtriyatçı ustalığıyla güzel kokulu kutsal bir mesh yağı yap” diyen Tanrı (Çıkış 30:25), aynı zamanda insana yaratılışa bakarak ve yaratılış ile meşgul olarak Tanrı’yı hatırlayabileceği bir başka yol göstermiş oldu.

 

kilisede buhur günlük ibadetin bir parçası olarak kullanılırken, Kutsal Kitap’ta cenaze gibi bir başka toplu tapınışta da yine koku unsurunun öne çıktığı baharat ve yağ kullanımını görmekteyiz (Luka 23:56, Yuhanna 19:39, Markos 14:8):

II.Tarihler 16:14 Onu özel olarak hazırlanmış, güzel kokulu çeşit çeşit baharat dolu bir sedyeye yatırarak Davut Kenti'nde kendisi için yaptırdığı mezara gömdüler. Onuruna çok büyük bir ateş yaktılar.

 

böylece Tanrı’ya dua, tapınma, hizmet ve tanıklık yanında, Tanrı’ya her şeyin en iyisini sunma tutkusu yağ ve baharat konusunda mesleki uzmanlaşmayı da getirmiştir (Nehemiah 3:8).

 

böylece Hristiyanlar olarak yaratılışın ürünlerinden elde ettiğimiz hoş kokulu yağın Tanrı’nın bir armağanı olduğunu hatırlayarak duamızın ve tanıklığımızın bir parçası olarak bunları kullanabiliriz –benzer şekilde kilisede kullanılan buhur da böyle bir hatırlatma unsuru olabilir (ancak buhurun bugünkü kilisede kullanımındaki en hatırlatıcı unsur kilisenin dualarının Tanrı’nın tahtına o hoş kokulu duman gibi yükseldiğidir). Hristiyanlar olarak Tanrı’ya hizmet ve tanıklık için yaklaştığımızda “Mesih’in hoş kokusu” olduğumuzun bilgisiyle bunu yaparız:

II.Korintliler 2:14 Bizi her zaman Mesih'in zafer alayında yürüten, O'nu tanımanın güzel kokusunu aracılığımızla her yerde yayan Tanrı'ya şükürler olsun!

15 Çünkü biz hem kurtulanlar hem de mahvolanlar arasında Tanrı için Mesih'in güzel kokusuyuz.

16 Mahvolanlar için ölüme götüren ölüm kokusu, kurtulanlar içinse yaşama götüren yaşam kokusuyuz. Böylesi bir işe kim yeterlidir?

 

Tanrı’ya dua ve hizmet için yaklaştığımız tapınma araçları (kelam, dua, oruç, sakramentler, ondalık, sunu, sadaka, ilahi, bereketlemeler) ile aldığımız, gördüğümüz, duyduğumuz ve hatırladığımız kutsal gerçekler yanında, kilisede kullanılan kutsanmış yağ da bu tapınma araçları içinde Tanrı’nın yaratılışının armağanlarından gelen bir bereket olarak; bizlere yaratan, koruyan ve kurtaran Tanrı’ya olan hayranlık, korku, saygı ve sevgi uyandırmada bir aracı veya hatırlatıcı ise, aynı zamanda bizlerin bereketlenmesinde bir aracı olacaktır.

 

I./

Eski Ahit’te yağ ile mesh edilme bir kişinin yetkinlikle Tanrı halkına hizmete atanmasında (Çıkış 29:29); sadece Tanrı’ya hizmet için kullanılmak üzere belirli eşyaların kutsanmasında (Çıkış 30:26); kahin ve kralların (Levililer 4:3, 132:10) hizmete Kutsal Ruh ile başlamaları için yapılan adanma töreninin bir dışşal unsuru olarak karşımıza çıkmaktadır. böylece bir kişinin peygamber olarak atanmasında da yağ ile mesh edilme olayına tanık olmaktayız. (I.Krallar 19:15-16, Mezmur 105:15).

 

bu örnekleri aklımızda tutarak Tanrı adamı Musa’nın ölmeden önce İsrail halkını kutsarken söylediği sözler “Tanrı’ya ayılmış olma; Tanrı’ya ait olarak yaşayıp ölme; Tanrı’nın görkemi için tanıklık etme” konusunda bizleri düşündürmelidir:

Tesniye 33:24 … Kardeşlerinin beğenisini kazanan o olsun.

Ayağını zeytinyağına batırsın.

 

burada yağ ile mesh edilmenin “Tanrı’ya ait olma; özel bir şekilde Tanrı’ya sunulmuş ve Tanrı’ya adanmış olma” ile ilişkili bir eylem olduğunu görmekteyiz. ancak kişilerin yüreklerinde ve yaşamlarında Tanrı ile ilgili bir şeyler yoksa; kişilerin hayatlarında Tanrı ile bir paydaşlık yoksa, yağın kendisi kendiliğinden kişiye bir şey yapmaz.

 

böylece Tanrı’ya itaatsizliğin getirdiği yargının bir işaretinin de yağ sürünememek olduğunu görüyoruz. Tesniye 28:40; II.Samuel 14:1-2 ayetlerinde yağ sürünememek, ceza ve cezanın getirdiği bereketsizlikle (yas tutmak, ruhsal ve fiziksel bir sıkıntı yaşamak v.s.) ilişkilendirilmektedir.

 

Tanrı’nın vaatlerine sadık kalmayanların üzerlerine gelecek olan yargının biri de böyle sıkıntı ve zorluklardan geçtiğimiz için bir zamanda “sevinç yağı” sürünecek durumda olamamak şeklinde kendini gösterecektir (Amos 6:6).

 

sadakatsiz olan İsrail halkı üzerine gelecek olan yargının bahsedildiği Mika 6. bölümde de benzer şekilde şöyle diyor:

Mika 6:2 Ey dağlar ve yeryüzünün sarsılmaz temelleri,

RAB'bin suçlamasını dinleyin.

Çünkü RAB halkından davacı,

İsrail'den şikâyetçi.

8 Ey insanlar, RAB iyi olanı size bildirdi;

Adil davranmanızdan, sadakati sevmenizden

Ve alçakgönüllülükle yolunda yürümenizden başka

Tanrınız RAB sizden ne istedi?

9 Dinleyin! RAB kente sesleniyor.

O'nun adından korkmak bilgeliktir…

10 Kötü adamların evleri

Haksızca kazanılmış servetlerle dolu,

Bilmiyor muyum sanıyorsunuz?

Eksik ölçek lanetlidir.

11 Hileli terazi kullanan,

Torbasında eksik ağırlıklar olan adamı nasıl aklayayım?

12 Kentin zenginleri zorba,

Halkı da yalancıdır.

Dillerinden aldatıcı sözler dökülür.

… 15 Ekecek, ama biçemeyeceksiniz.

Zeytin ezecek, ama yağını sürünemeyeceksiniz.

Üzümü sıkacak, ama şarabını içemeyeceksiniz.

 

diğer yandan Tesniye 6. bölümde şöyle diyor:

Tesniye 6: 10-11 "Tanrınız RAB atalarınıza, İbrahim'e, İshak'a, Yakup'a içtiği ant uyarınca, sizi vereceği ülkeye -inşa etmediğiniz büyük ve güzel kentleri, biriktirmediğiniz iyi eşyalarla dolu evleri, siz emek vermeden kazılmış sarnıçları, dikmediğiniz bağları, zeytinlikleri olan ülkeye- götürecek. Orada yiyip doyacaksınız.

 

antik dönemde bir yerde üzüm, incir ve zeytin varsa o yerin çok bereketli olduğu düşünülürdü (Tesniye 6:3; 8:8). böylece Tanrınız RAB atalarımıza içtiği ant uyarınca vereceği ülke anlatılırken sıralanan özellikler o günün kültüründe neredeyse “cennet” dedirtecek kadar cazip bir yerdi (Tesniye 8:7-9). bu durumda da Tanrı halkına düşen şey Tanrı’nın yaratılışının bu armağanlarının tadını çıkartmak ve bütün bu sağlayışı için şükretmek olacaktı (Tesniye 8:10).

 

şimdi yaratılışın en başına dönelim:

Tekvin 1:27 Tanrı insanı kendi suretinde yarattı. Böylece insan Tanrı suretinde yaratılmış oldu. İnsanları erkek ve dişi olarak yarattı.

28 Onları kutsayarak, «Verimli olun, çoğalın» dedi, «Yeryüzünü doldurun ve denetiminize alın; denizdeki balıklara, gökteki kuşlara, yeryüzünde yaşayan bütün canlılara egemen olun.

29 İşte yeryüzünde tohum veren her otu, tohumu meyvesinde bulunan her meyve ağacını size veriyorum. Bunlar size yiyecek olacak.

30 Yabanıl hayvanlara, gökteki kuşlara, sürüngenlere -soluk alıp veren bütün hayvanlara- yiyecek olarak yeşil otları veriyorum.» Ve öyle oldu.

 

Tanrı, suretinde yarattığı insana bir kutsama veriyor: öyle ki, insan Tanrı suretindeki ayrıcalıklı ve kutsanmış olan yaratılışının bilincinde olarak çoğalsın, dünyaya hükmetsin. böylesi bir kutsanmışlığın işareti de Tanrı’nın insanın ayakları altına serdiği bütün yaratılış olacaktı. yani insan her çoğaldığında, yaratılışın armağanlarından pay aldığında bunu sevinçle yapacaktı, bunu sevildiğinin coşkusu ile yapacaktı; ve tabi ki, gittiği her yere Tanrı’nın görkemi için gidecek ve Tanrı’nın görkemi hükmedecek, yediği ve içtiği her şeyde Tanrı’dan zevk alacaktı.

 

ancak günah ve düşüş ile dünyaya lanet girdi. İYİ HABER de budur ki, Tanrı bütün bu yozlaşmışlığa karşın orijinal planından vazgeçmedi. günah yüzünden bahçeden kovulan insana Tanrı bir antlaşma ile yeni bir yer vaat etti. bu yer hiçbir zaman Aden Bahçesi kadar güzel olmayacaktı; ancak insanların Tanrı’ya pek çok şekilde şükretmesi için (Tesniye 8:10) yeterince bereketlenmiş olacaktı. insanlar orada yiyip doyduklarında şükrederken Mesihsel çağın daha ne kadar mutlu, daha ne kadar güzel ve sevinçli olduğunu düşünüp (İşaya 25:6-9, Vahiy 7:17, 21:4) antlaşma halkı olarak dünyadan, benlikten ve kötü olandan uzak durmaya; özetle, Tanrı’nın antlaşmasına sarılarak yaptıkları her şeyi Rab için yapacaklar (Koloselilier 3:23-24), Rab için yaşayıp, Rab için öleceklerdi (Romalılar 14:6-8).

 

böylece Tanrı halkı olarak bizler, Kutsal Kitap’ta zeytinyağını tek başına özel bir simge olarak düşünmekten çok; Tanrı’nın antlaşmasal vaatleri ve bereketleri ile birlikte düşünmemiz gerekmektedir. bu durumda Tanrı halkına düşen şey ise Tanrı’nın antlaşmasına sarılmak; emirleri ve yasaklarıyla antlaşmayı tutmak ve antlaşmanın yollarında yürümektir (Tesniye 12:17; 14:23; 18:4):

Tesniye 7:12 "Bu ilkeleri dinler, onlara özenle uyarsanız, Tanrınız RAB atalarınıza ant içerek verdiği söz uyarınca sizinle yaptığı antlaşmaya bağlı kalacak.

13 Sizi sevecek, kutsayacak, çoğaltacak. Atalarınıza ant içerek size söz verdiği ülkede rahminizin meyvesini, toprağınızın ürününü -tahılını, yeni şarabını, zeytinyağını- sığırlarınızın buzağılarını, sürülerinizin kuzularını bereketli kılacak.

 

görüldüğü üzere antlaşma Tanrı’sına sadık kalmak da antlaşmanın bereketlerini bize getirecektir. böylece yağ sürünmek eylemi bizlerin, ‘antlaşması aracılığı ile halkını bereketleyen Tanrı’ya bir şükran sunma ve bunu dünyaya bir ilan yolu olarak dua ve tapınma eylemimizin bir ifadesi olabilir.

 

öyleyse bir dua ile aldığımız (bize sürülen) kutsanmış yağ, Tanrı’nın geçmişte ne yaptığını; ve insanların sadakatsizliğine rağmen antlaşmasına nasıl sadık kaldığını; iman atamız İbrahim’den bugüne vaatleri almış kimseler olarak Tanrı’nın bizimle birlikte nasıl ilgilendiğini; bizleri nasıl bereketlediğini; bizlere olan merhametiyle, sevecen lütfunu nasıl verdiğini hatırlatmalıdır.

 

nasıl ki, Tanrı’nın bu yaratılışına ait yiyecekleri her soframıza getirdiğimizde, yemekten önce Tanrı’ya her şükran sunduğumuzda (I.Korintliler 10:30-31) yaptığımız şeyin anlamı budur: Tanrı’nın kutsaması olmadan bu yaratılışın tadına varamayız; Tanrı’nın kutsaması olmadan bu zamana çıkamazdık; Tanrı’nın kutsaması olmadan bu yiyecekleri kazanmak için güç bulamazdık; Tanrı lütuf ettiği içindir ki, mevsimler ve yağmurlar bu yiyecekleri bize getirdi…

 

böylece kutsanmış yağ ile, Tanrı’nın bereketini aramak üzere Tanrı’nın yaratılışının armağanı olan zeytinyağını tekrar Tanrı’ya sunarak; yaptığımız her şeyde Rab’bin bereketlerine olan ihtiyacımızı dile getirmiş; antlaşmasal vaatlerin simgelerinden biri olan zeytinyağını (Tesniye 7:12-13) Tanrı’nın antlaşmasını hatırlatıcı bir unsur olarak kullanmış olmaktayız. yani Tanrı’nın antlaşmasının dünyasal bereketlerinden biri olan zeytinyağını bir dua ile alarak yağı bir şükran ya da tapınma unsuru olarak da kullanmış olmaktayız.

 

bir anlamda kilise yağın kutsamasını yaparak Tanrı’nın bereketlerini her şeyde, her şekilde aramayı tecrübe eder; insanlar da bu alırken Tanrı’nın bereketleyen, şifa veren, özgür kılan ve mucizeler yapan elini aramayı tecrübe eder.

 

bu şekilde bizler Tanrı sözü, dua ve şükran ile kutsanmış yağı kullanarak 23. Mezmurda “canımı tazeler” şeklinde yer alan “canımı döndürür” ifadesini hatırlar; yaratılışın en başında, günah ve düşüşten önce Tanrı’nın insan için olan planının bir parçası olarak atalarımızla yapmış olduğu antlaşması gereği canlarımızı günah ve düşüşten önceki paklığa Mesih İsa’da Kutsal Ruh’u aracılığı bir gün tekrar getireceği umuduyla; “Tanrı’nın her şeyde her şey olacağı” zamana bakarız; ve bu şekilde canlarımızda Tanrı’dan sürekli zevk alacağımız kurtuluşumuzun özlemini yeniden yakarız.

 

böylece Mesih’in dağdaki vaazında yağın tapınma ile birlikte kullanılan bir şey olduğunu görmek bizi şaşırtmaz:

Matta 6:17 Siz oruç tuttuğunuz zaman, başınıza yağ sürüp yüzünüzü yıkayın.

18 Öyle ki, insanlara değil, gizlide olan Babanız'a oruçlu görünesiniz. Gizlilik içinde yapılanı gören Babanız sizi ödüllendirecektir.

 

çünkü Tanrı’ve O’nun Kutsal Kitabına bir bağlılık yoksa yas tutmaktan, kederlenmekten, korku ve baskılarla, kaygı, kavga, hastalık ve çekişmelerle, yani her türlü bereketsizlikle yaşamaktan sevinçle yağ sürünmeye de fırsatımız olmayacaktır:

Tesniye 28: 15 Ama Tanrınız RAB'bin sözünü dinlemez, bugün size ilettiğim buyrukların, kuralların hepsine uymazsanız, şu lanetler üzerinize gelecek ve size ulaşacak:

… 40 Ülkenizin her yerinde zeytinlikleriniz olacak, ama zeytinyağı sürünmeyeceksiniz. Zeytin ağaçlarınız ürününü yere dökecek.

 

Rut’un Boaz’ın yattığı yere gidip onun yorganının altına girmeden önce kokulu yağ sürünmesi (Rut 3:3) eğer bizlere onun, kaynanası Naoimi’nin Tanrı’sından (Rut 1:16) bir bereket ve koruma bekleyişinin resmini hatırlatıyorsa, Tanrı’ya bakarak yağ sürünme eylemi bir tapınma ve Tanrı’ya bir adanma eylemi olabilir.

 

104. Mezmurun ayetlerinde Tanrı’nın yüceliğini övmek için, O’nun yaratıcılığını, yeryüzüne olan sağlayışını ilan etmek ve Kutsal Ruhun yaratılmış olan bu düzeni nasıl devam ettirdiğini hatırlatarak şükran ve övgü ile Tanrı’ya bir tapınma sunulduğunu görüyoruz:

Mezmur 104: 1 RAB'be övgüler sun, ey gönlüm!

Ya RAB Tanrım, ne ulusun!

Görkem ve yücelik kuşanmışsın,

2 Bir kaftana bürünür gibi ışığa bürünmüşsün.

Gökleri bir çadır gibi geren,

3 Evini yukarıdaki sular üzerine kuran,

Bulutları kendine savaş arabası yapan,

Rüzgarın kanatları üzerinde gezen,

4 Rüzgarları kendine haberci,

Yıldırımları hizmetkâr eden sensin.

14 Hayvanlar için ot,

İnsanların yararı için bitkiler yetiştirirsin;

İnsanlar ekmeğini topraktan çıkarsın diye,

15 Yüreklerini sevindiren şarabı,

Yüzlerini güldüren zeytinyağını,

Güçlerini arttıran ekmeği hep sen verirsin.

 

böylece yağ sürünmek, Tanrı’nın vaatlerine bakarak sevindiğimiz ve Tanrı’nın vaatlerine bakarak tapındığımız bir yaşamın işareti; yaratan ve kurtaran Tanrı’ya şükran sunmanın ve bunu dünyaya ilan etme yolunun bir işareti olarak vardır.

 

II./

Atamız Yakup’un düşünü hatırlayın (Tekvin 28: 10-22). RAB Tanrı kendisini Yakup’a “Atan İbrahim'in, İshak'ın Tanrısı RAB benim” diyerek tanıtıyor. böylece Tanrı’nın Yakup’a verdiği bu düş antlaşmasal bir ziyaret boyutu kazanıyor; yani Tanrı’nın Yakup’a verdiği bu düş ile yaptığı açıklamalar Yakup’un hak ettiği bir iyilik ya da onun imanından dolayı değil; öncelikle atamız İbrahim’e verilen antlaşma gereğinden doğmaktadır. Tanrı, Atamız İbrahim’e verdiği antlaşmayı burada Yakup için yineliyor –bir toprak, bir soy; Tanrı ile birliktelik bereketi ve korunma.

 

Yakup bu düşten uyanınca bulunduğu yeri Tanrı’nın evi olarak Tanrı’ya adıyor. bunu yaparken de Tanrı’nın yaratılışının bir armağanı olan yağı kullanıyor; uyurken başının altına aldığı taşı Tanrı’nın kendisine görünmesi sebebiyle özel bir şekilde anıt olarak dikiyor.

 

Tanrı’nın kendisini o yerde açıklaması; Tanrı’nın antlaşmasal vaat ve bereketlerini o yerde tekrar açıklayıp vaatlerine olan sadakatini göstermiş olması sebebiyle; o yerin Tanrı’ya ayrılmış bir yer olduğunun kendinden sonraki kuşaklarca da bilinmesi için bir anma taşı olarak, Yakup başının altına koyduğu taşı oraya dikiyor ve oraya zeytinyağı dökerek bu adamayı gerçekleştiriyor.

 

Yakup bu şekilde yaşadıklarının gerçekliğine bir tanıklık olarak orada taşı işaretliyor. böylece o yerin önemine dikkat çekiyor. ve zeytinyağının o yere dökülmesi eylemi ile o yerin Tanrı’ya adanmış olduğunu belli ediyor (Çıkış 30:25-30).

 

Yakup bu şekilde yaptığı eylemden emin olarak da “Anıt olarak diktiğim bu taş Tanrı'nın evi olacak. Bana vereceğin her şeyin ondalığını sana vereceğim” diyor (Tekvin 28:22). Yakup’un, Tanrı’nın yaptığı bütün bu şeylere karşı cevabı budur: yağ ile mesh ederek o yeri Tanrı’ya ayırıyor; ve bunun bir gereği olarak da Yakup’un ondalıklarını Tanrı’ya adıyor.

 

Yakup yaşadığı ruhsal gerçekliğe fiziksel bir tanıklık olarak bu yaratılışın bir parçası olan taşı, doğada her yerde bulunan bir taş olmaktan öte “anma taşı” olarak o taşı diğer taşlardan ayırıyor; bunu dikkatleri Tanrı üzerine çekmek için yapıyor.

 

ve Tanrı ile yaşamış olduğu bu ruhsal gerçekliğe bir cevap olarak Yakup o yerin Tanrı için ayrılmış olduğunu bu yaratılışın bir başka armağanı olan zeytinyağı ile işaretleyerek, yani mesh ederek –fiziksel olarak– bunu bütün dünyaya belli ediyor.

 

bundan sonra Yakup’un bu yaptığı işlere kendisini bütün yaşamı ile dahil etmesi gerekiyor; benzer şekilde Yakup’un Tanrı’ya ayrılmışlığının ve adanmışlığının işareti de bu ayetlerde yine fiziksel bir unsur olan ondalıkla ifade ediliyor.

 

Yakup, Antlaşma Tanrısı’na olan adanmışlığı gereği bütün ruhsal ve dünyasal hayatının Tanrı’ya ayrılmış olduğunu görünür bir işaret olan ondalıklarını Tanrı’ya sunarak; Tanrı’nın o yerde kendisine yaptığı şeyi cevaplamış oluyor.

 

böylece bölümde yağı ya da yağ ile yapılan eylemli anlamlı kılan tek bir şey vardır: o da Tanrı’nın varlığı, Tanrı’nın kendini açıklaması; antlaşması ve vaatleridir.

 

böylece bizlerin kutsanmış yağı kullanırken aklımızda olması gereken şey de Yakup örneğinde olduğu gibi, ruhsal ve fiziksel hayatımızı Tanrı’ya her yönüyle adamışlığımız olmalıdır.

 

III./

Süleymanın Mesellerinde (27:9) şöyle diyor:

Güzel koku ve buhur canı ferahlatır,

Dostun verdiği öğüt insana tatlı gelir.

 

Kutsal Kitap’ta, Tanrı’nın bizlerin biyolojik yaratılışımıza verdiği bir tazelenme yolunun da, bu yaratılışın güzel bitkileri ve baharatları ile yapılmış hoş kokulu yağlar olduğunu görmekteyiz. böylece dua ve tapınma ile Tanrı’nın huzuruna geldiğimizde sıkıntıların getirdiği karanlıktan ve bunun boğucu ağırlığından bir ferahlanma yolu olarak yağ kullanabiliriz. bu yüzden de günümüzde halen Rab’bin Sofrası sırasında isteyenlere yağ sürülme uygulamasını devam ettiren kiliseler vardır. 

 

diğer yandan Luka 7:36-50 ayetleri arasında Mesih ile günahkar kadının konu edilmesine hoş kokulu bir yağ vesile olmuştur. bu olayda kadın Mesih’e olan tapınmasını hoş kokulu yağ sunarak ifade ediyor; bu aynı zamanda kadının bütün günahkarlığına rağmen Mesih’in sunduğu merhamet karşısında duyduğu şükranı da ifade ediyor.

 

bunun yanında bu olay (Luka 7:38, 46) misafirperverlikle bir kişiyi kabul etmenin; ona saygı ve değer göstermenin ifadesi olarak karşımıza çıkmaktadır –ortadoğuda bu anlayış halen yaygındır; bazı özel gecelerde, bazı kutlamalarda ev sahibi misafirlerine hoş kokulu buhur sunarlar; kişiler kendilerine gelen misafirden duydukları hoşnutluğu bu yolla ifade ederken, misafir gelen kişiyi de bir onurlandırma yolu olaraktan hoş kokulu buhur sunulur; benzer şekilde Ortadoğu kültüründe misafire kokulu sular ikram edilmesi olayında böyle bir kabul anlayışı yatmaktadır.

 

kilisenin bazen zeytinyağını doğal yöntemlerle (bitki, baharat, çiçek) aromalandırma yaptıktan sonra kutsaması da Mesihsel çağın güzelliğine ve bereketlerine dikkat çekmek için kokuyu bir hatırlatma yolu olarak kullanmasıdır.

 

diğer yandan bu ayetteki (Luka 7:36-50) ifadeye bakarak dua ve tapınma ile birlikte kokulu bir yağ kullanmak Tanrı’nın halkına duyduğu tutkulu sevgiyi, antlaşmasal sevgiyi ilan etme yoludur; ve bu yolla kişisel adanmışlığın tazelenmesinde yağ ve koku bizlere Tanrı’yı, antlaşmasını, sadakatini bir hatırlatma yolu olur. bu yüzden Ezgiler kitabında (4:10) güzel koku ile ilgili ifadeye baktığımızda Tanrı’nın İsrail için duyduğu sevginin işareti ya da hatırlatıcı unsurunun kişiye hoşnutluk veren güzel koku olduğunu görüyoruz:

Aşkın ne güzel, kızkardeşim, yavuklum,

Şaraptan çok daha tatlı;

Esansının kokusu her türlü baharattan güzel!

 

İşaya 1:6 ayeti bedensel bir rahatsızlık durumunda kullanılan bir yağdan bahsediyor; bu bölümde önceki ayetlere doğru baktığımızda akıl ve yürek kirliliği ve/veya rahatsızlığı konusuna da değinildiğini görmekteyiz.

 

benzer şekilde Yakup Mektubunda da (5:14) hasta kimseler için kilisenin ihtiyarları tarafından dua edilmesi ve aynı zamanda yağ ile mesh edilmesi uygulamasını görüyoruz:

Yakup 5:14 İçinizden biri hasta mı, kilisenin ihtiyarlarını çağırtsın; Rab'bin adıyla üzerine yağ sürüp onun için dua etsinler.

 

yani dini tapınışın bir parçası olarak yağ sürme örneğini sadece Eski Ahit halkının bir uygulaması olarak değil; havarilerin hizmet verdiği kilisede de devam eden bir uygulama olduğunu görmekteyiz. bu yüzden yağın kutsanması sırasında okunan duaların bazı bölümlerinde “Mesih’in kutsal Havarileri kırılmış dünyaya sevinç getirmek için Senin kutsal adınla hastaları mesh etti… Rab Tanrımız, Kutsal Baba, şifa ve kurtuluş veren Sensin. kutsal havarilerin hastaları mesh edip iyileştirdiği gibi Kutsal Ruhun ile bu yağı kutsa…” şeklinde ifadeler vardır.

 

Yakup mektubundaki bu ayete dikkatlice baktığımızda bu yağ doğrudan tek başına kullanılmıyor; ihtiyarların duası ile birlikte kullanılıyor; ve tabi ki, ihtiyarların dualarının yetkisi ise “Rab’bin adıyla” şeklindeki ifadeye bağlanıyor.

 

özetle Tanrı halkı için yağ ve kullanımı Rab’bin adından dolayı bir anlam ifade etmektedir. böylece Markos 6:7-13 ayetlerinde Mesih tarafından görevlendirilen havarilerin hastaları iyileştirmek için dua ve yağ kullanmalarını görmek bizleri şaşırtmıyor:

Markos 6:13 Birçok cin kovdular; birçok hastayı, üzerlerine yağ sürerek iyileştirdiler.

 

böylece zeytinyağının ve/veya yağla birlikte karıştırılmış bitki, çiçek ve baharatların ilaç maksadıyla kullanıldığını düşünebiliriz (Luka 10:34).

ancak Markos 6:13 ayeti Tanrı halkının bedensel hastalıklar yanında ruhsal savaşta da dua ile birlikte yağ kullanıldığını görüyoruz.

 

IV./

Mesih’in çarmıhtan sonra mezara konulduğu bölümleri hatırlayalım: Luka 23:56 ayetinde cenazenin defin işlemlerinin tamamlanması için baharatlar (Yuhanna 19:39) ve güzel kokulu yağlar hazırladığını okuyoruz.

 

yine Mesih’in daha çarmıhtan önce, henüz hizmetindeyken geleneksel cenaze ve defin işlemlerinin bir parçası olan yağ ve baharatın kullanımını onayladığını görmekteyiz (Markos 14:8):

Yuhanna 12:3 Meryem, çok değerli saf hintsümbülü yağından yarım litre kadar getirerek İsa'nın ayaklarına sürdü ve saçlarıyla ayaklarını sildi. Ev yağın güzel kokusuyla doldu.

7 İsa, "Kadını rahat bırak" dedi. "Bunu benim gömüleceğim gün için saklasın.

 

V./

kilisede bizler kutsanmış yağ aldığımızda ya böyle bir olaya tanık olduğumuzda aklımızda olması gereken şey bu yağın ne kadar saf bir yağ olduğunu bilmek değildir; bu yağın ne kadar değerli baharatlar ya da ne kadar nadir bulunan çiçeklerle hazırlanmış olduğunu hatırlamak hiç değildir.

 

burada hatırlayacağımız ilk şey Kurtarıcı Mesih olmalıdır (Yuhanna 1:41, Elçilerin İşleri 9:22). Mezmur 2:2 ayetinde O’nun mesh edilmiş bir kral olduğunu; İşaya 61:1-3 ayetinde de Kurtarıcı Mesih’in Kutsal Ruh ile mesh edilmiş olduğunu görmekteyiz.

 

ve İbraniler mektubunda Mesih’in ölçüsüzce, bolca mesh edilmiş biri olduğunu okuyoruz:

İbraniler 1: 9 Doğruluğu sevdin, kötülükten nefret ettin.

Bunun için Tanrı, senin Tanrın,

Seni sevinç yağıyla

Arkadaşlarından daha çok meshetti.

 

böylece Matta 15:24, Elçilerin İşleri 17:2-3; 18:5, 28 ayetlerine baktığımızda Kurtarıcımızın Eski Ahit halkının özlemle beklediği Mesih olduğunu görmekteyiz.

 

böyle bir yağ ile hatırlayacağımız şey Mesih’in bir peygamberden öte olarak; bir peygamber ama aynı zaman da bir kahin; ve bir kral ama aynı zamanda öğretmen ve Rab olarak kilisesini yöneten, yönlendiren ve Kutsal Ruh ile bizleri mesh eden Kurtarıcımız olduğunu hatırlamalıyız. böylece Mesih’in bütün Kutsal Kitap içindeki peygamber, kahin ve krallardan farklı olarak, nasıl daha üstün, nasıl tek kutsal olduğunu düşünmemiz gerekmektedir.

 

yani bir dua ve tapınma sırasında bize yağ sürülmesinde önemli olan nokta “kişisel imanımızın gücü” değildir; imanı gerçek ve etkin kılan İsa Mesih’in varlığı buradaki önemli noktadır; böylece daima Mesih’e bakmayı aramak; daima O’nun Kutsal Ruh’ta, her yerde olan varlığında yaşamaya adanmışlığımızın yenilenmesini aramak düşüncesi ile birlikte yağ doğru bir anlam ifade eder; ve böylece yağ doğru bir şekilde kullanılmış olur.

 

böylece bizler dua ve tapınma hayatımızın bir parçası olarak yağ kullandığımızda, bu olay bizlere kim olduğumuzu hatırlatan bir adanma eylemidir:

II.Korintliler 2: 14 Bizi her zaman Mesih'in zafer alayında yürüten, O'nu tanımanın güzel kokusunu aracılığımızla her yerde yayan Tanrı'ya şükürler olsun!

15 Çünkü biz hem kurtulanlar hem de mahvolanlar arasında Tanrı için Mesih'in güzel kokusuyuz.

16 Mahvolanlar için ölüme götüren ölüm kokusu, kurtulanlar içinse yaşama götüren yaşam kokusuyuz.

 

bir anlamda atamız Yakup’un anma taşı dikip yağ ile işaretlemesinden sonra Tanrı’ya ondalıklarını sunması (Tekvin 28: 10-22) ile yukarıdaki ayetlerdeki “hoş koku” ifadesi arasında bir paralellik vardır. Yakup o yerde Tanrı ile ilişkisinden dolayı Tanrı’ya adanmışlıkta yenileniyor. ve bütün yaşamını Tanrı’ya hoş kokulu bir sunu olarak sunuyor; bunun da kanıtı fiziksel bir kanıtı olarak ondalıklarını gösteriyor.

 

VI./

bizler yağı kullanırken Mesih İsa’nın biz olmadan da ya da bu yağ ile ya da bu yağ olmaksızın mucizeler yapabileceğine olan imanımız tam olmalıdır. çünkü yağın bir kilisede atanmış ve mesh edilmiş önderler tarafından kutsanmış olmasına rağmen kendi kendine bir şey yapabilme gücü yoktur.

 

İsa Mesih’in Kurtarıcılığının eşsizliğinde vaftiz tacımızı değerli kılan şey ancak Mesih İsa’nın vaftizi ile bizim vaftizimizin tamamlandığı gerçeğidir (Romalılar 6:3-5, 8).

 

dünyasal bir anne ve babaya ait çocuklardan biri olmanın yanında; diğer insanlardan ayrı olarak, Mesih ile olan birleşmişliğimiz ve diri bir paydaşlığımız bizi “yaşayan Tanrı’nın çocuğu” olarak dünyadaki diğer insanlardan ayırmıştır. böylece Heidelderg İlmihalinin 32. soruda açıkladığı gerçekler bizi ayrıcalıklı kılan şeyi çok güzel ifade etmektedir:

32. Niçin sana Hristiyan deniliyor?

Çünkü Mesih’in bedeninin iman ile bir üyesiyim

ve Onun mesh edilişini paylaşıyorum.

O’nun ismini açıklamaya,

kendimi yaşayan bir şükran kurbanı olarak O’na sunmaya,

bu hayatta iyi bir düşünceyle günaha ve şeytana karşı durmaya,

ve bundan sonrakinde,

bütün yaratılış üzerinde sonsuzluk boyunca Mesih’le hüküm sürmeye

mesh edildim.

 

böylece etkisi geçici olan yağı aldığımızda aklımızda sonsuza dek bizde kalan Mesih’teki mesh edilmişliğimiz olmalıdır; aklımızda Kutsal Ruh’ta bereketlenip, sona kadar dayanmak üzere korunduğumuz gerçeği olmalıdır:

II.Korintliler 1:21 Bizi sizinle birlikte Mesih'te pekiştiren ve meshetmiş olan Tanrı'dır.

I.Yuhanna 2:27 Size gelince, O'ndan aldığınız mesh sizde kalır. Kimsenin size bir şey öğretmesine gerek yoktur. O'nun size her şeyi öğreten meshi gerçektir, sahte değildir. Size öğrettiği gibi, Mesih'te yaşayın.

 

böylece Kutsal Ruh’un Mesih’e inanan kişiyi kutsadığına dair bütün gerçekleri tekrar ve tekrar hatırlamadıkça yağ kendi başına bir anlam ifade etmez. imanımızı Tanrı’ya makbul kılan şey ise Mesih İsa’yı Rab ve kişisel Kurtarıcımız olarak yüreğimize almamız; ve bu yol ile Kutsal Ruh’un bizi içsel varlığımızda mesh etmesi gerçeği vardır. böylece yağ da Kutsal Ruh’un bizde yaptığı şeyleri hatırlayıp, bunlara bakıp tekrar sarılarak adanmışlığımızı yenilememiz bir unsur olabilir; ve yine ruhsal ve bedensel bir şifa için ya da ruhsal özgürlük için Tanrı’ya dua ve tapınma sunarak Tanrı’nın bereketlerini arama eyleminin bir parçası olur.

 

YAĞIN KUTSANMASI [ve genel olarak kutsamanın doğası] HAKKINDA

I./

–zeytinyağı neden kutsanır; ve kutsanmış zeytinyağı (ya da Kutsal Yağ) başka bir yağdan neden farklıdır?

 

öncelikle bu yağın bir kilise yetkisi altında (Matta 23:17); atanmış kişiler tarafından kutsandığını söyleyebiliriz.

 

–ancak daha da önemlisi kiliseyi kutsal kılan unsurun Tanrı Sözü olduğunu bilmek (Yuhanna 17:17); kiliseyi kutsal kılan unsurun Mesih’in Tanrı Sözüne uygun olarak kilisesi için yaptığı fedakarlığı bilmek (Yuhanna 17:19, İbraniler 10:10; 13:12) ve bu gerçeği hatırlamak daha yerinde olacaktır. çünkü Mesih kilisesini suyla ve Tanrı Sözü ile kutsal kılmıştır (Efesliler 5:26).

 

–havariler, Tanrı Sözünün inanmış kimseleri ruhça geliştirdiğine; onları kutsadığına; Tanrı Sözünün ve kutsanmışlığın Tanrısal bir miras ile ilişkili olduğuna tanıklık etmişlerdir (Elçilerin İşleri 20:32). böylece insanları kutsal kılan şeyin Tanrı Sözü aracılığı ile çalışan Kutsal Ruh olduğunu (Romalılar 15:16) iyi bilmemiz gerekir.

 

–buradan sonra kutsanmışlığı almış olan kilisenin bütün işlerinde; bütün yaşamında her şeyi Tanrı’nın görkemi ve yüceliği için yapması; yani kutsanmışlıkta yaşamaya devam etmesi eylemi söz konusudur (Koloselilier 3:23-24, Romalılar 14:8, II.Korintliler 5:15).

 

Tanrı Sözü ve Kutsal Ruh tarafından kutsamışlığı almış olma (I.Petrus 1:2, 22) ayrıcalığımız, bu dünyadaki bütün yaşamımızı ve tanıklığımızı Tanrı’ya ayrılmış bir şekilde dünyaya sunmayı ve böylece hizmet etmeyi gerekli kılar (Mezmur 119:9, II.Timoteyus 2:21).

 

–böylece Tanrı Sözü ile kutsanmışlığımızı (Yuhanna 15:3) Tanrı’nın Sözü ve Mesih’in işlerinin aracısı olarak diğer şeyler üzerinde de yetkin bir şekilde kullanırız. benzer şekilde evlerin kutsanması olayında da Matta 5:5 ayetindeki “Ne mutlu yumuşak huylu olanlara! Çünkü onlar [göksel] yeryüzünü miras alacaklar” düşünce hakimdir.

 

böylece düşmüş bir dünya üzerindeki her yeri –evlerimiz dahil- Tanrı Sözü ve dua ile kutsal kılarak Tanrı’nın egemenliği altına getiririz:

I.Timoteyus 4:5 Çünkü her şey Tanrı'nın sözüyle ve duayla kutsal kılınır.

 

 

–böylece en baştaki “Kutsanmış Yağ (ya da Kutsal Yağ) başka bir yağdan neden farklıdır?” sorusuna geldiğimizde şunu söyleyebiliriz:

-çünkü bu yağ Tanrı evinin kahyaları tarafından (II.Timoteyus 2:20) onurlu bir iş için Tanrı’ya ayrılmıştır;

-çünkü bu yağ Tanrı sözü, dua ve şükran ile Tanrı’nın görkemine ve övülmesine, Mesih’in işlerinin ve kimliğinin ilanına adanmıştır;

-çünkü bu yağ üzerine yaratan ve kurtaran Tanrı’nın adı çağrılmıştır;

-çünkü bu yağ üzerine Baba, Oğul ve Kutsal Ruh adıyla, şimdi ve daima var olan Tanrı’nın işleri ilan edilmiş ve böylece bu yağ sıradan bir amaç için kullanılmaktan çıkarılarak sadece özel bir amaç için kullanılmak üzere Tanrı Sözü ve dua ile Tanrı’ya hizmete ayrılmıştır.

-çünkü bu yağ, Tanrı’nın bazen mistik bir şekilde çalıştığının, Tanrı’nın halen mucizeler yaptığını bilerek ve bunlara güvenerek; ruhsal ve fiziksel her sıkıntı ve yarayı iyileştirmek ve teselli etmek için vazgeçilemez bire şekilde insanın Tanrı’ya muhtaç olduğunun işareti olarak ayrılmıştır.

 

–böylece kilisenin, yağın dikkatle kutsanması ve sonrasında dikkatle korunup, dikkatle kullanılması konusundaki hassasiyeti daha da açıklığa kavuşur.

 

II./

–bu gerçekler ışığında söyleyebileceğimiz diğer bir konu ise “kutsanmış yağın” kutsanmış olmasına rağmen kendiliğinden bir gücü olmadığıdır. Yakup 5:14 ayetinde “İçinizden biri hasta mı? İnanlılar topluluğunun ihtiyarlarını çağırtsın, Rab'bin adıyla üzerine yağ sürüp onun için dua etsinler” şeklindeki ayete göre ruhsal veya fiziksel bir durum için bizim yapmamız gereken şey Kutsal Yazılara olan güvenimizle birlikte gördüğümüz bu uygulamayı devam ettirmektir. ancak yağ olmadan da Tanrı’nın bereketlerini çözeceğine güvenerek bunu yapmalıyız.

 

benzer şekilde konu, insanların kilisede bir göreve atanması ise (Çıkış 28:41); ve/veya kişilere ya da yaşadıkları yere bir bereketleme verirken “kutsanmış yağ” kullanmak, Tanrı’ya inanan kimseler olarak bizlerin Tanrı’nın mucizelerine daima açık olduğumuzun bir işareti olmalıdır; çünkü Tanrı’nın yaratılmış bu düzen ve yarattıklarından bağımsız olduğunu biliyoruz.

 

–böylece sadece yağ ve yağın kutsanması konusuna değil; Kutsal Kitap’ın tamamına bakarken anlamsız bir merak ile Tanrı’nın işlerini ve kararlarını sorgulamanın bir “gerçek iman –samimi iman” ile ilişkili olmayacağının bilincinde olarak; insan anlayışının ve kavrama yeteneğinin Tanrı’yı ve Tanrı’nın işleri sorgulamada ve bunları kavramada güçsüz olduğunun bilincinde olarak, kilisedeki hizmet ve tanıklığımızın bir parçası olarak “kutsanmış yağ” kullanırız.

 

–Tanrı’nın biz ya da kararlarımız olmadan da bizden bağımsız olarak çalıştığını; ve benzer şekilde yağ ile ya da yağ olmaksızın bağımsız bir şekilde çalıştığını kabul ederiz.

 

–böylece tüm alçakgönüllülükle, Tanrı’nın bazen mistik bir şekilde çalıştığını kabul ediyoruz. Tanrı’ya ve Kutsal Kitap’a olan saygımızla gizlide olan şeylerin Tanrı’nın (Tesniye 29:29) olduğuna güveniyoruz; ve Tanrı’nın bizden saklı olan veya bizim kavrayışımızın ötesinde olan işlerini ve kararlarını iman (İbraniler 11:1) sayesinde kabul ediyor ve seviyoruz. Tanrı’nın bizden saklı olan veya bizim kavrayışımızın ötesinde olan işlerine ve kararlarına da iman ile güveniyoruz.

 

–böylece havarilerden bu yana İsa Mesih’in kutsal evrensel kilisesinin bir devamı ve Mesih’in birer tanıkları olmaktan duyduğumuz hoşnutlukla yağı kutsuyor ve kutsanmış yağı Tanrısal bir bereket olarak kullanıyoruz; ve bu yolla Tanrı Sözü olan Kutsal Kitap’ta bize öğretilmiş olan ile sevindiğimizi de dünyaya ilan etmiş oluyoruz.

 

–böylece insan olarak yaratılmış olduğumuzun ve sınırlılığımızın bilincinde olarak; Kutsal Kitap’ta Tanrı’nın bize bilmemizi ve uygulamamızı istedikleri ile yetiniyoruz. Tanrı halkına hizmet ve uluslara Mesih’in Müjdesi’nin ilanı için kutsanmış yağ kullanıyoruz.

 

–böylece Tanrı halkı olarak bizlerin “kutsanmış yağ” kullanması Tanrı’nın sözlerinde okuduklarımıza olan güvenimizi simgeleyen “adanma” anlamında da düşünülebilir. o halde yağ olmadan bile, kendi aklımıza değil, Rab’be güvenerek, her iş ve her zamanda O’na bakarak yürümemiz gerektiğini bilinciyle yağı kullanırız (Özdeyişler 3:5-6).

 

III./

kutsanmış yağın bir kilise tarafından uygun bir şekilde hazırlanması elbette önemlidir; ancak bundan daha önemli olan şey ise “Tanrı’nın Adı” ile bu yağın bir anlama kavuştuğudur. kendisini bizlere Kutsal Kitap’ta açıklamış olan Tanrı’nın adıyla bu yağ kutsanır ve aynı şekilde kendisini bizlere Kutsal Kitap’ta Baba, Oğul, Kutsal Ruh adıyla açıklayan bu Tanrı’nın adı ile kullanılır (verilip-alınır). çünkü Baba, Oğul ve Kutsal Ruh’ta tek olan Tanrı’ya inanmış kimseler olarak bizler sevinç ve bereketleri yalnızca “Rab’bin adıyla” gerçek anlamıyla yaşayabiliriz; ve aynı şekilde zorluk, baskı ve ayartıları bu “Rab’bin adıyla” dayanarak aşabiliriz.

 

kutsal evrensel ve elçisel imanımız gereği geleceğe doğru aldığımız tüm kararların ve attığımız tüm adımların bu “Rab’bin adıyla” bir bereket bulmasını ve amacına ulaşmasını bekleyebiliriz. çünkü gerek ruhsal veya fiziksel bir baskı veya hastalık söz konusu olsun; gerekse Tanrı’ya adanmışlığımız söz konusu olsun; gerekse kilise için attığımız bir adım; gerekse kişisel hayatımız için aldığımız bir karar söz konusu olsun; yalnızca gerçek Tanrı’nın lütfu bizleri destekleyebilir; yalnızca gerçek Tanrı’nın sevgisi ve merhameti ile ayartılara karşı gelip adanmışlığımızda devam edebiliriz; yalnızca gerçek Tanrı’nın iyiliği ve mucizeleri bizleri tek olan Tanrı’ya güven ve itaatte olgunlaştırabilir.

 

–yağın kutsanmasına verdiğimiz dikkat ve özen, bazen başkalarınca “başka konulara böyle özenli olmadığımız” şeklinde eleştirilebilir. ancak bazen gerektiğinde yılda bir, bazen de üç yılda bir yaptığımız bu uygulamayı özenmeden ve dikkatsizce geçiştirmemiz de söz konusu olmayacaktır; madem ki, Tanrı’nın adını çağırıyoruz; özenli ve dikkatli olmamız gerekecektir.

 

yanlış sorularla yağın kutsanmasını abartılı bulmaktansa; yağın kutsanması için yapılmış olan bir düzen ve okumaların “uzunluğu v.s.” gibi konular her seferinde bizlere hayatımız boyunca Rab’be ayırdığımız diğer hizmet ve tapınma zamanları için ne kadar özenli ve dikkatli olduğumuzu gözden geçirmemiz açısından önemli bir fırsat olabilir. diğer yandan Koloselilier 3:23-24, Romalılar 14:5-9, II.Korintliler 5:15, Özdeyişler 3:5 ayetlerini dikkate aldığımızda yağın kutsanması için olan özenimizin hayatımızın her alnında ve tüm zamanlar boyunca geçerli Tanrı ile olan ilişkimizin her noktasında gerekli bir iman kuralı olduğunu hatırlamalıyız.

 

özetle, yağ ve kullanımı için olan dikkatimizin temelinde olan şey Kutsal Üçlübir Tanrı’ya verdiğimiz korku, saygı ve sevgi vardır. böylece kutsanmış yağı da bu Tanrı’ya dua ve tapınma aracılığı ile hizmet ve tanıklık sunma araçlarından biri olarak önemseriz; bu yüzden de yağın kutsanmasını, korunmasını ve kullanımını önemseriz.

 

Rev. İlhan Keskinöz