Hristiyanlıkta

ONDALIK, SUNU VE SADAKA

 

 

“Dünyasal zenginlik ve mal konusunda Kutsal Kitap’a göre edinmemiz gereken yüreğin ne olduğu ve Hristiyanlıkta Ondalık-Sunu-Sadaka hakkında bir araştırma”

 

KONU:

1-) “Ondalık-Sunu-Sadaka” hakkında “çoğu insan neden maddi kurbanlar ver[e]miyor?” sorusundan yola çıkarak; bunların ne olduğu, neden verildiği konusunu açıklığa kavuşturmak; ve böylece bu kurbanların ne olduğunu anlatmaya ya da Kutsal Kitap’ta olduğunun ispatına kalkmadan; “'Verme' konusunda değişmesi gereken yürek tutumu” hakkında Kutsal Kitap’ın, Hristiyanlara kazandırmak istediği yürek tutumu ve berekti doğru anlamak.

 

2-) “Hristiaynlıkta Ondalık-Sunu-Sadaka” konusuna bakarak, bu konddaki ilgisizliği, isteksizliği, kararsızlığı, bilgisizliği ve/veya umursamazlığı ortaya çıkarmak.

 

 

 

X./ Maddi Kurbanlara Bakış

 

 

Bazen insanlarla konuşurken “Tanrı’ya inanır mısın?” şek­linde bir soru sorarız ya da birilerine böyle sorulduğuna tanık olmuşuzdur. Bu soruya genelde verilen cevap ise “[evet] ina­nırım” ya da “[hayır] inanmam” şeklinde olur.

 

Ancak gerçekte “inanırım” demek ne anlama gelmektedir? Eğer kişinin “inanırım” şeklindeki cevabı “bir Tanrı oldu­ğunu biliyorum” ya da “bir Tanrı olduğuna inanıyorum” şe­linde bir “akli olarak bilme” durumunu ifade ediyorsa, bu durumda “inanırım” şeklindeki bu cevap Kutsal Kitap’a göre Tanrı’ya inanan kişinin cevabını oluşturmuyor.

 

Bu durumda “Tanrı’ya inanır mısın?” şeklindeki soruya verilebilecek Kelami cevap şöyle olacaktır: “RAB'bi sevi­yorum” (Mezmur 116:1) ya da “gücüm RAB’dir” (Mezmur 118:14).

 

Çünkü konu “Tanrı’ya inanmak” olduğunda Kutsal Kitap’a göre bunun anlamı “Tanrı’yı sevmek” şeklinde ifade edebi­leceğimiz aktif bir eylemdir; ve böyle bir “sevmek” ise akli bir bilgi ve bilme yanında bir güven ve buna bağlı olarak bir ilişki içerir. Çünkü inanan kişi Tanrı ile olan sevgi ve pay­daşlık ilişkisini Tanrı’nın kendi Kutsal ve İlahi Sözü olan Kutsal Kitap’a göre düzenler.

 

Böylece Tanrı’ya inanmamız demek Kutsal Kitap’a olan itaati gerekli kılar:

Mezmur 94:12 Ne mutlu, ya RAB, yola getirdiğin,

Yasanı öğrettiğin insana!

Mezmur 119:16 Zevk alıyorum kurallarından,

Sözünü unutmayacağım.

Mezmur 119:39 Korktuğum hakaretten uzak tut beni,

Çünkü senin ilkelerin iyidir.

Mezmur 78:5 RAB Yakup soyuna koşullar bildirdi,

İsrail'e yasa koydu.

Bunları çocuklarına öğretsinler diye

Atalarımıza buyruk verdi.

 

Bu itaat ile kişinin Tanrı ile sevgi ve paydaşlık ilişkisi devam eder ve gelişir. Emirleri ve yasaklarıyla Tanrı’nın yasası (ku­ralları, ilkeleri, koşulları, buyrukları) tutmamız, öğretmemiz ve yaşa[t]mamamız gereken bir bütündür. Bu bütün içindeki parçaları dengeli bir şekilde hayatımızda yaşadıkça “Tanrı’yı akli bir şekilde bilme; Tanrı’ya inanma” eylemi sadece “bir şeyi bilme ve/veya bir şeye inanma” eyleminden ayrılarak “iman” eylemine dönüşür. Böyle bir inanma Mesih İsa’da sevgiyle etkin olan imandır; ve Tanrı’ya tam güven içerir.

 

Tanrı’ya iman iki şekilde kendini belli eder; Tanrı’ya iman iki şekilde yaşanır. Birincisi dua ve tapınma olup ikincisi de kişinin bu dünyayı “ruhani yaşam” ve “dünyasal yaşam” olarak bölmeksizin, Tanrı’nın Sözü’ne göre emirleri ve ya­saklarıyla birlikte bir bütün olarak yaşamasını içerir. “On­dalık-Sunu-Sadaka” konusu ise hem dua ve tapınma eylemi hem de Tanrı’nın Sözü’nü yaşama eylemidir.

 

İbraniler 11. bölüm iman konusuna değinirken, imanın kişile­ri nasıl değiştirdiği, Tanrı’ya olan tam güven ile etkin imanın yaşamları nasıl etkileyip değiştirdiğini, imanın kişilerin ha­yatlarında nasıl aktif bir eylem olduğunun tanıklığını verir. Böylece İbraniler Mektubu, “bir şeyi bilme ve/veya bir şeye inanma” eyleminden öte olan; sadece Tanrı’ya dayanan ve Tanrı ile bir diyalog içinde devam etme durumunu “iman” olarak gösterir. Ve Tanrı ile kutsal bir sevgi, kutsal bir saygı ve kutsal bir korkuya dayalı itaat ilişkisi içinde yaşanan böyle bir iman örneğini “Tanrı’yı hoşnut eden iman” olarak (11:2) açıklar.

 

Sevgi ve güven içeren böyle bir iman ile “Ondalık-Sunu-Sadaka” kurbanları Tanrı’yı akli bir şekilde bilme yanında, yaşamın her adımında Tanrı’yı yaşamın her alanına uygu­lamanın işareti olurlar. Böyle bir iman ile maddi kurbanlar Tanrı’ya yaşamın her noktasında vazgeçilemez bağlılığın ifadesi olurlar. Böylece bu kurbanlar Tanrı’nın bizlere çok verdiğinin tanıklığı olurlar.

 

Kutsal Kitap temelinde imana dayalı olarak Ondalık-Sunu-Sadaka kurbanları Tanrı’nın yasasına (kurallarına, ilkelerine, koşullarına, buyruklarına) itaatin bir tanıklığı olmalıdır. Bun­dan sonraki bütün şeyler böyle bir itaatten doğmalıdır. Yaşa­mın her adımında Tanrı’yı yaşamın her alanına uygu­lamakla, Tanrı ile devam eden sevgi, güven ve paydaşlık iliş­kisi geliş­tirmiş oluruz. Ancak bu şekilde yürüyerek Tanrı’nın çok ver­diğinin tanıkları oluruz.

 

 

“Vermek, almaktan daha büyük mutluluktur” diyen Tanrı Sözü’nün yaşamlarınıza sevinçli bir bereket olmasını dilerim.