Hristiyanlıkta

ONDALIK, SUNU VE SADAKA

 

 

“Dünyasal zenginlik ve mal konusunda Kutsal Kitap’a göre edinmemiz gereken yüreğin ne olduğu ve Hristiyanlıkta Ondalık-Sunu-Sadaka hakkında bir araştırma”

 

KONU:

1-) “Ondalık-Sunu-Sadaka” hakkında “çoğu insan neden maddi kurbanlar ver[e]miyor?” sorusundan yola çıkarak; bunların ne olduğu, neden verildiği konusunu açıklığa kavuşturmak; ve böylece bu kurbanların ne olduğunu anlatmaya ya da Kutsal Kitap’ta olduğunun ispatına kalkmadan; “'Verme' konusunda değişmesi gereken yürek tutumu” hakkında Kutsal Kitap’ın, Hristiyanlara kazandırmak istediği yürek tutumu ve berekti doğru anlamak.

 

2-) “Hristiaynlıkta Ondalık-Sunu-Sadaka” konusuna bakarak, bu konddaki ilgisizliği, isteksizliği, kararsızlığı, bilgisizliği ve/veya umursamazlığı ortaya çıkarmak.

 

 

 

XI./ Maddi Kurbanlara Bakış

 

 

Matta 11:19 … bilgelik, ortaya koyduğu işlerle doğ­rulanır.

 

Tanrı’ya olan imanımızla Tanrı’yı seviyoruz, bu iman ile Tanrı’nın Kutsal ve İlahi Sözü olan Kutsal Kitap’a bakıyoruz. Tanrı’nın Kutsal Kitap’ta açıkladıklarını iman ile kabul edip bu yazılanları aklımızla, yüreğimizle, işlerimizle yaşayamaya çalışıyoruz.

 

Bu durumda “VERME” eylemimizin temelinde olan şey de budur: Tanrı Sözü’nden öğrendiğimiz şekilde Tanrı’yı hoşnut etmek; ve imanı ortaya koyduğumuz bu [iyi] işlerle doğrula­mak; imanı bu işlerle güçlendirmek; imanın bu işleriyle Tan­rı’ya şükranımızı sunmak… 

 

Çünkü maddi kurbanlarımızı sunmamızın temelinde olan şey sadece insani bir acıma duygusu değildir. Maddi kurbanlar bağışlamak yanında diğer başka iyi işlerimizi de dünyasal bir adalet veya dünyasal bir yardımlaşma düşüncesinden dolayı yapmıyoruz. Doğru olduğunu düşündüğümüz için değil ya da kültürümüzün gelenekleri içinde bize öyle öğretildiği için değil; paylaşıma dayalı bir hayatı bize veren ve öğreten ima­nımızdan dolayı, Tanrı’nın yasasına göre[1] yaşamanın bir so­nucu olarak bunu yapıyoruz. Öyle ki, biz değil ama her şey Tanrı’nın övülmesi ve Tanrı’nın görkemi için olsun:

I. Korintliler 10:31 Sonuç olarak, ne yer ne içerseniz, ne yaparsanız, her şeyi Tanrı'nın yüceliği için yapın.

 

Böylece iyi işlerimizin bir parçası olan maddi kurbanları sunma ile imanımızı kilisenin devamı ve tanıklığına bağlı olarak doğruluyoruz; imanımızı Mesih’in merhamet işlerinin devamına dayandırarak etkin kılıyoruz.

 

Bu iyi işlerimiz için olan Kelami bakış açısını Belçika İnanç Açıklaması çok güzel özetliyor:

Bölüm 24 –Günahkarların Kutsallaşması

“Tanrı’nın Sözü’nün duyulmasıyla

ve Kutsal Ruh’un işleyişi ile insanda oluşan

bu gerçek imanın

insana yeniden doğuş verdiğine ve onu “yeni bir insan” yaparak

onun “yeni bir yaşam” sürmesini sağladığına

ve [onu] günahın köleliğinden özgür kıldığına

inanırız.

 

Bundan dolayı,

bu aklayıcı iman

insanları dindar ve kutsal bir yaşam sürmekten

soğutmak yerine,

tam aksine,

insanların içinde öyle bir şekilde işler ki,

ondan ayrı olarak

kendilerine olan sevgilerinden

ve yargılanma korkusundan kaynaklanan işleri yapacaklarına

Tanrı sevgisine dayanan işleri yaparlar.

 

İşte bu yüzden,

bu kutsal imanın insan için meyvesiz olması imkânsızdır,

Bahsettiğimiz iman boş olan değil

Kutsal Yazılar’ın,

“sevgiyle etkin olan iman” olarak bahsettiği

Tanrı’nın Sözü’nde

insanın kendi kendine yapmasını

buyurduğu işleri etkin kılan imandır.

 

İmanın iyi kökünden kaynaklanan

bu işler,

O’nun lütfu ile kutsandığı için

Tanrı gözünde iyi ve kabul edilebilirdir.

Ancak bu işler

bizim aklanmamız için sayılmazlar–

çünkü bizler sadece İsa Mesih’e olan imanımızla

iyi işler yapmadan önce bile aklandık.

Eğer ilk olarak ağaç iyi değil ise,

bizim iyi işlerimiz de ağacın meyvesinden

daha iyi olamazdı.

 

Buna göre iyi işler yaparız,

ancak bu iyi işler bize bir hak kazandırmaz–

o zaman neyi hak ederiz?

Hatta yaptığımız iyi işler ile

O’nun bize değil,

bizim Tanrı’ya borcumuz vardır,

çünkü O “kendi iyi isteğine göre

hoşnut olduğu şeyi istememiz ve yapmamız için bizde çalışır”–

Şu yazılanları aklınızda tutun:

“Siz de böylece, size verilen buyrukların

hepsini yerine getirdikten sonra, `Biz değersiz kullarız;

sadece yapmamız gerekeni yaptık' deyin.”

Ancak Tanrı’nın iyi işleri ödüllendirdiğini de

inkar etmek istemiyoruz–

fakat bu işler O’nun lütfu ile

O’nun armağanları ile taçlandırılır.

 

Daha da ötesi,

iyi işler yapsak bile

kurtuluşumuzu onların üzerine dayandırmayız;

çünkü benliğimizin kirletmediği

ve yargılanmayı hak etmeyen

bir iş yapamayız.

Eğer bir tane bile [iyi iş] gösterebilseydik,

tek bir günahımızı bile hatırlaması

Tanrı’nın o işi reddetmesi için yeterliydi…”

 

Böylece bizler bu maddi kurbanları sunarken “bu yaşamda yapabileceğimiz en iyi şeylerin bile mükemmel değil; günahla lekelenmiş” olduğunu bilerek[2] bunları yapmalıyız.

 

Aslında sadece maddi kurbanlar konusunda değil; bütün iyi işlerimizde “bize verilen buyrukların hepsini yerine getirdik-ten sonra, 'Biz değersiz kullarız; sadece yapmamız gerekeni yaptık'” diyebilmeliyiz (Luka 17:10). Çünkü “Gerçek imanla Mesih’e aşılanmış kişilerden şükran meyveleri çıkmaması imkânsız”[3] olduğu için iyi işlerimiz Mesih’teki imanın iyi ve güzel olduğunu yansıtan işlerdir, bir tanıklıktır.

 

Böylece “VERME” konusuna bakarken iyi işlerimizden “on­dalık-sunu-sadaka” kurbanları eksik kalmasın diye istekle veririz. Bizlere çok bağışlayan Tanrı’ya bütün şükranımızla veririz.

 

Çıkış 23:9 Yabancıya baskı yapmayacaksı­nız. Yabancılığın ne olduğunu bilirsiniz. Çünkü siz de Mısır'da yabancıydınız.

 

Acaba yeryüzünde kaç kişi kendisini başka­larının yerine koyarak diğerlerini anlamaya çalışaraktan onlara ilgi gösteriyor?

 

Sizin Rab’be sunduğunuz “ondalık-sunu-sadaka” kurbanları kurtarılmış bir halk olduğunuzun tanıklığı olmalı.

 

 

“Vermek, almaktan daha büyük mutluluktur” diyen Tanrı Sözü’nün yaşamlarınıza sevinçli bir bereket olmasını dilerim.

 


 

[1] Levililer 18:4, I.Samuel 15:22, Efesliler 2:10

 

[2] Heidelberg İlmihali 62 (İşaya 64:6)

[3] Heidelberg İlmihali 64 (Matta 7:18, Luka 6:43-45, Yuhanna 15:5)