Hristiyanlıkta

ONDALIK, SUNU VE SADAKA

 

 

“Dünyasal zenginlik ve mal konusunda Kutsal Kitap’a göre edinmemiz gereken yüreğin ne olduğu ve Hristiyanlıkta Ondalık-Sunu-Sadaka hakkında bir araştırma”

 

KONU:

1-) “Ondalık-Sunu-Sadaka” hakkında “çoğu insan neden maddi kurbanlar ver[e]miyor?” sorusundan yola çıkarak; bunların ne olduğu, neden verildiği konusunu açıklığa kavuşturmak; ve böylece bu kurbanların ne olduğunu anlatmaya ya da Kutsal Kitap’ta olduğunun ispatına kalkmadan; “'Verme' konusunda değişmesi gereken yürek tutumu” hakkında Kutsal Kitap’ın, Hristiyanlara kazandırmak istediği yürek tutumu ve berekti doğru anlamak.

 

2-) “Hristiaynlıkta Ondalık-Sunu-Sadaka” konusuna bakarak, bu konddaki ilgisizliği, isteksizliği, kararsızlığı, bilgisizliği ve/veya umursamazlığı ortaya çıkarmak.

 

 

 

XII./ Maddi Kurbanlara Bakış

 

 

Yakup 2:14 Kardeşlerim, bir kimse iyi eylemleri yokken imanı olduğunu söylerse, bu neye yarar? Böylesi bir iman onu kurtarabilir mi?

15-16 Bir erkek ya da kız kardeş çıplak ve günlük yiye­cekten yoksunken, içinizden biri ona, "Esenlikle git, ısın­manı, doymanı dilerim" der, ama bedenin gereksindikle­rini vermezse, bu neye yarar?

 

Sadaka kiliseye verilen ondalık ve sunudan farklı bir şeydir. Ondalık ve sunular kilisenin ve hizmetinin[1] devamı [ve gö­revlileri][2] içindir. Ondalık düzenli olarak kişinin geliri ora­nında verdiği bir maddi kurbandır. Sunu ise değişkendir; şük­ran veya bir konu hakkında dilek gibi bir amaçla Tanrı’ya sunulan bir miktardır. Yani ondalık verirken kişi aylık veya haftalık geliri oranında sabit bir bağışta bulunur. Ancak sunu farklıdır. Kişinin değişik amaçlar veya sebepler için Tanrı’ya sunduğu maddi kurbana “sunu” diyoruz.

Bazen kişilerin ciddi bir karar vermesi gerekir (evlilik, iş değiştirmek, göç etmek v.s.); bu durumda kişinin belirli bir süre dua edip Tanrı’nın yönlendirişini aramak istemesinin başlangıcında veya bir karara ulaştıktan sonra şükran için Rab’be dua ile sunduğu şeye “sunu” diyoruz.

 

Benzer şekilde bazen kişiler bir düşüş veya durgunluk döne­minden geçer; bazen kişiler üzüntü, baskı veya yas içindey­ken yeni bir başlangıç yapmayı isterler; ve bir dua ile yolla­rının açılmasını, akıl ve yürek esenliği içinde olarak yaşam­larının tekrar düzenlenmesini isterler. Bu tür başlangıçlar için kişinin Rab önüne gelip dua ederek verdiği maddi kurbana “sunu” diyoruz.

 

Kişinin hayatındaki yeni bir başlangıç ya da yeni bir dönem; başlanılan bir işin esenlikle neticelenmesi, başlanılan bir işin esenlikle devam etmesi, bir konuda bilgelik aramak gereken durumlarda Rab’be dua ve tapınma ile yaklaşarak verdiğimiz maddi kurbanlara “sunu” diyoruz.

 

Kişinin kötülük telkinlerine maruz kaldığı özel zamanlarda; ruhsal savaşta galip gelmek ve şeytanın saldırılarından korun­mak için; ya da kişisel zaafların ve zayıflıkların kırılması için başlanılan özel dua zamanlarında verilen maddi kurbanlara “sunu” diyoruz.

 

Kişilerin Tanrı’dan yönlendiriş, koruma, bereket, şifa, çözüm, zafer, esenlik dilemek ve Tanrı’dan bunları aramak için olan girişimlerinin başlangıcında Tanrı ile olan sevgi, paydaşlık ve güven ilişkilerini yenilemek için Tanrı’nın önüne geldiği zamanlarda; ya da “Rab beni bu şeyde bereketledi; Rab beni bu sıkıntımdan kurtardı” şeklindeki şükran düşüncesinin bir ifadesi olarak dua ve tapınma ile birlikte sunu veririz.

Kişilerin hayatlarındaki gerek dünyasal gerekse ruhani bir kuraklık, kişilerin evinde veya işinde olan özel bir sorun için bir bereket aramalarının başlangıcında dua ve tapınma ile bir­likte verdikleri maddi kurbana sunu diyoruz.

 

Sadaka[3] ise kilisenin eliyle yaptığımız merhamet işleridir. Sadaka bazen cemaatin bazen de kilise dışından kimselere Tanrı’nın merhametli elini uzatmak için yaptığımız bir ba­ğıştır.

 

Sadaka vermek, bir insana ihtiyacı olan rahatlığı sağlayıp sı­kıntılarının esenliğe kavuşması için şefkat göstermektir.

 

Sadaka vermek, bize bağışlanmış olan Tanrı’nın sevgisini ve merhametini bir başkasına söz yanında eylemle sunma yo­ludur.

 

Markos 12:41-44 ayetlerinde tapınakta bir bağış kutusu oldu­ğunu görüyoruz. Burada öncelikle şu soruyu sormamız lazım: insanlar tapınağa [kiliseye] neden giderler? Temel gerekçe olarak şunu söyleyebiliriz: Tanrı Sözü, dua ve tapınma için giderler. Çünkü tapınak ile Tanrı “bütün ulusların dua evi” olmasını, bütün ulusların dua ve tapınma için kendisine gel­mesini amaçlanmıştır.

 

O zaman ondalık, sunu ve sadakalarımız Kutsal Kitap okuma, oruç, dua, gibi iman işlerinin yanında olan bir eylem olma­lıdır. Dua ve tapınma hayatımızın bir parçası olarak; maddi kurbanlarımız, dualarımızda övdüğümüz Tanrı’yı işlerimizle de övme yoludur.

 

Ondalık, sunu ve sadakalar eğer dua ve tapınma disipliniyle birlikte varsa bunlar ruhani hayatımızı güçlendiren, duaları­mıza destek olan eylemlerdir. Maddi kurbanlar gönülden bir sevgi ile Tanrı’nın görkemi için verildiğinde Tanrı’nın bize olan bol bağışını bir kutlama ve bunu başkaları ile paylaşma ve yoludur:

I. Korintliler 13:3 Varımı yoğumu sadaka olarak dağıt­sam, bedenimi yakılmak üzere teslim etsem, ama sevgim olmasa, bunun bana hiçbir yararı olmaz.

 

Elçilerin İşleri 6:1-4 ayetlerinde ilk kilisenin sadaka toplama işini kendi misyonunun bir parçası olarak benimsemiş ve uy­gulamaya koymuş olduğunu görmekteyiz. Eğer dua ile el ele gidiyorsa, ondalık, sunu ve sadakalar kendimizi cimri­likten, savurganlıktan ve bencillikten korumak için gerekli bir disip­lindir.

 

Eğer dua ve tapınma ile el ele gidiyorsa, para sevgisinden (I. Timoteos 6:10) ve dünya sevgisinden (I. Yuhanna 2:15) korunmamız için gerekli bir itaat ve disiplindir. İmanın işi olarak yapıldıkça diğer ulusların da sizi değil, tek iyi olanın Tanrı olduğunu bilmesi için gerekli bir tanıklıktır.

 

Çünkü “sahip oldukları ile yetinme” konusunda (İbraniler 13:5) başarısız veya isteksiz olan kimseler açgözlülüğünü yenememiş ve böylece kendinde olanla yetinmeyen kimseler olup şükretmeyi ve hamt etmeyi bilemezler (I. Yuhanna 2:17):

Efesliler 5:3 Aranızda fuhuş, pislik ya da açgözlülük anıl­masın bile…

4 … Bunlar size yakışmaz. Bunun yerine şükredin.

5 … putperest demek olan açgözlü kişinin, Mesih'in ve Tanrı'nın Egemenliği'nde mirası yoktur.

 

Böylece bu kurbanlar şükran ve övgünün yanında; şükran ve övgüyü güçlendiren; şükran ve övgünün bir parçası ve deva­mı olarak vardır. Ondalık, sunu ve sadaka sevgi ve sevinç ile verenler için bir bereket yolu olup; aynı zamanda alan kişiye de nasıl bereketlendiğinizi [mutluluğunuzu] bir iletme yolu ve bereketinizi bir başkası ile paylaşma yoludur.

 

Dua ve tapınmanın bir parçası olarak ondalık, sunu ve sadaka ruhani hayatımızı canlı ve derin tutmak için gerekli bir disip­lindir. Çünkü bu çeşit bir “VERME” Tanrı’nın bize verdikle­rine şükran ile; cömertçe ve yürekten yapıldığında bunlar aynı zamanda birbirimizi sevme konusunda sözle ve eylemle (I. Yuhanna 3:17-18) devam etmemizin gerekliliği olarak var­dır (Yakup 2:14-16):

I. Yuhanna 3:17 Dünya malına sahip olup da kardeşini ihtiyaç içinde gördüğü halde ondan şefkatini esirgeyen kişide Tanrı'nın sevgisi olabilir mi?

18 Yavrularım, sözle ve dille değil, eylemle ve içtenlikle sevelim.

 

Buraya kadar olan bölümler boyunca “VERME” konusunda Kutsal Kitap’ın bakış açısını temel aldığımızda “Ondalık-Sunu-Sadaka” konusunda gerek bilgisizlik gerekse isteksizlik olsun, bunların Kutsal Kitap’ın ışığı altında çözümlenebilir şeyler olduğunu görüyoruz. Ve böylece bu maddi kurbanların her birinin açık bir tanımına kavuşmuş oluyoruz.

 

Bu durumda “maddi kurbanlar” konusu tanı­mı net olmayan bir konu değildir; net olma­yan bir taraf vardır: insanın kendisidir.

 

Böylece Tanrı halkı –Tanrı’nın insan işlerini, in­san çabasının ürününü değil; her şeyden daha faz­la insanın kendisini istediğini göz önünde tutarak– açgözlülük, bencillik, umursamazlık gibi hata­lardan ruhani hayatını korumalı; ve Tanrı ile paydaşlık içinde olaraktan “Maddi Kurban­lar” konusunda da hem dünyaya bir tanıklık hem de kilisenin sonraki kuşaklarına yerleş­miş bir miras bırakabilmelidir.

 

 

“Vermek, almaktan daha büyük mutluluktur” diyen Tanrı Sözü’nün yaşamlarınıza sevinçli bir bereket olmasını dilerim.

 


 

[1] I. Korintliler 16:1 Kutsallara yapılacak para yardımına gelince: Galatya kiliselerine ne buyurduysam, siz de öyle yapın. 2 Haftanın ilk günü herkes kazancına göre bir miktar para ayırıp biriktirsin. Öyle ki, yanınıza geldiğimde para toplamaya gerek kalmasın.

[2] I.Korintliler 9:13 Tapınakta çalışanların tapınaktan beslendiklerini, sunakta görevli olanların da sunakta adanan adaklardan pay aldıklarını bilmiyor musunuz? 14 Bunun gibi, Rab Müjde'yi yayanların da geçim­lerini Müjde'den sağlamasını buyurdu.

 

[3] Old, Hughes Oliphant, Worship, WJK Press., 2002, s.157-159