Hristiyanlıkta

ONDALIK, SUNU VE SADAKA

 

 

“Dünyasal zenginlik ve mal konusunda Kutsal Kitap’a göre edinmemiz gereken yüreğin ne olduğu ve Hristiyanlıkta Ondalık-Sunu-Sadaka hakkında bir araştırma”

 

KONU:

1-) “Ondalık-Sunu-Sadaka” hakkında “çoğu insan neden maddi kurbanlar ver[e]miyor?” sorusundan yola çıkarak; bunların ne olduğu, neden verildiği konusunu açıklığa kavuşturmak; ve böylece bu kurbanların ne olduğunu anlatmaya ya da Kutsal Kitap’ta olduğunun ispatına kalkmadan; “'Verme' konusunda değişmesi gereken yürek tutumu” hakkında Kutsal Kitap’ın, Hristiyanlara kazandırmak istediği yürek tutumu ve berekti doğru anlamak.

 

2-) “Hristiaynlıkta Ondalık-Sunu-Sadaka” konusuna bakarak, bu konddaki ilgisizliği, isteksizliği, kararsızlığı, bilgisizliği ve/veya umursamazlığı ortaya çıkarmak.

 

 

 

XV./ Hristiyan Olma Sorumluluğu

 

 

Bir kişinin kiliseye en azından iki defa yolu düşer: Vaftiz için ve öldüğünde cenazesi için. Bu kişinin evlendiğini de düşü­nürsek bir kişinin en azından üç ayrı sebepten kiliseye yolu düşer. Bu sebepleri çoğaltmak mümkündür. Bir Hristiyan yal­nız yaşayan biri olarak değil, kilisesi ile birlikte vardır. Çün­kü Kutsal Kitap tek başına bir Hristiyan modelinden değil; inananlar topluluğundan bahseder.

 

Böylece bir bütünün parçası olduğumuz bilinci ile “Ondalık-Sunu-Sadaka” kurbanlarımızı Tanrı’ya sunarız.

 

Tek bir Hristiyan olarak kurumsal kilisenin varlığı ve devamı için sorunluluklarımız vardır. Bu sorumluluklar bazıları için öğretmek, bazıları için yönetmek, bazıları için hizmet etmek ve bazıları için ise bu faaliyetlerin içinde ve etrafında yer almak şekildedir. Böylece önderleri ve üyeleri ile birlikte kili­senin var olma ve devam etme etkinliğine destek olmak her bir inanan kişinin kendi sorumluluğudur. Size bağışlanmış olan her imkân ile kiliseyi desteklemek sizlerin Hristiyan olma sorumluluğunuz içindedir.

 

Böylece sadece kilisede üye olan biri olsanız bile ibadetin düzeni korumak bir sorumluluğunuz; kiliseye ziyarete gelen insanlara yardımcı olmak, onların endişelerini gidermelerine veya yanılgılarını düzeltmelerine yardımcı olmak diğer bir sorumluluğunuz olduğu gibi, kiliseyi ve kiliseyi temsil eden görevlilerini “Ondalık-Sunu-Sadaka” kurbanlarıyla destekle­mek her üyenin sorumluluğudur.

 

Kurumsal bir kilisenin üyesi olmak bir şey, üyeleri ve görev­lileri ile paydaşlık içinde olmak; onlarla vizyon ve hizmet birliği içinde olmak başka bir şeydir. Görevli değilseniz bile, bir kilise üyesi olarak görevlilerin hizmetlerini desteklemek ve kolaylaştırmak sizin sorumluluğunuzdur.

 

Bu durumda herkes kendi evinin elektrik, su, telefon gibi zo­runlu masraflarını nasıl dikkatle takip edip sağlamaya çalışı­yorsa; Tanrı halkının toplandığı kilisenin önderleri ve hizmet edenleriyle birlikte, fiziksel ve ruhsal ihtiyaçları düşünmek de her Hristiyan kişinin kendi sorumluluğudur. Kilisenin yaşam­sal gereklilikleri yanında hizmet ve tanıklığının yükselmesi için herkes elinden gelen oranda bu sorumluluğa sahip çık­malıdır.

 

Sadece ondalık ve sunu verirken değil; benzer şekilde sadaka sunarken de “gösteriş yapmak ya da öyle bir görüntü vermek­ten kaçınmak” için maddi kurbanlarımızı kilise eliyle ihtiyaç sahiplerine ulaştırmayı arzulamalıyız:

Matta 6:1 Doğruluğunuzu insanların gözü önünde gös­teriş amacıyla sergilemekten kaçının. Yoksa göklerdeki Babanız'dan ödül alamazsınız.

2 "Bu nedenle, birisine sadaka verirken bunu borazan çal­dırarak ilan etmeyin. İkiyüzlüler, insanların övgüsünü ka­zanmak için havralarda ve sokaklarda böyle yaparlar. Size doğrusunu söyleyeyim, onlar ödüllerini almışlardır.

3 Siz sadaka verirken, sol eliniz sağ elinizin ne yaptığını bilmesin.

 

Tanrı’nın hoşnutluğunu aramanın bir bereket olduğunu göre­rek; Tanrı’nın Kelam’da öğrettiği düzene itaat ederek yaşa­mak sadece birey olarak kendimizin değil; kilisenin de tanık­lığını güçlendiren bir yoldur.

 

Dua, tapınma ve tanıklık hayatımızı maddi kurbanlarla Tan­rı’ya sunmanın anlamı budur:

“Yaşamam, çalışmam, kazanmam için lütfunun deste­ği ile beni bereketleyen Tanrı’ya şükrediyorum; Ha­yatımdan bu kadar miktarı Tanrı’nın evi için ayırı­yorum; kazancımın onda birini Tanrı’nın yüceliğine ve övülmesine adıyorum; yaşamam için gerekli olan şeyi bana sağlayacağına olan imanımla aklımı ve yüreğimi Tanrı’nın düşüncesi altına getiriyorum; hayatımdan çıkardığım bu miktar olmadan da bereketleriyle ve sağlayışı ile Tanrı’da korunacağıma inanıyor ve ka­zancımdan bu miktarı her şeye egemen Tanrı’nın gör­kemine kaldırıyorum; beni bereketleyen Tanrı’ya olan şükranımı sunularımla ilan ediyorum; dünyanın yara­larını sarmak üzere Tanrı’nın bana olan bereketlerini sadakalarımla ben de başkaları ile paylaşıyorum...”

 

Böyle düşünerek bunu yapanlara bereket olsun!

 

Bu durumda görülen şudur ki, maddi kurbanlar Tanrı’nın söz­lerine olan güvenin de bir işaretidir (Matta 6:21, 24). Tan­rı’nın bir emri olarak maddi kurbanlar hayatınızda olması ge­reken yerde değilse siz Tanrı’dan çalan taraftan olmuş olur­sunuz (Malaki 3:8). Öyleyse maddi kurbanlar “daha sonra hallederim” düşüncesiyle geçiştireceğiniz ikinci sıradaki ko­nular değildir.

 

Bazı kişiler çok az kazandıkları için bağışlarının miktarının önemsiz olduğunu düşünebilirler. Ancak Tanrı böyle düşün­müyor. Tanrı herkesin gönülden vermesini (Markos 12:41-43), herkesin elinde olana göre vermesini (II. Korintliler 8:12) istiyor.

 

Sunduğunuz maddi kurbanların ödülü bu bağışınızın azlığı ya da çokluğu ile ilişkili değildir; ama ödülünüz, Tanrı Sözü’ne tam bir itaat ile bunları gönülden, sevinçle ve şükranla sunup sunmadığınızla ilişkilidir.

 

Hristiyanlar olarak Tanrı’nın görkemi ve yüceliği için maddi kurbanlar sunmakla sadece işinizi ve kazancınızı değil, her durumda aklınızı, yüreğinizi, ev halkınızı da Tanrı’nın koru­ma ve kutsamasına kaldırmış olursunuz.

 

Bu kurbanlar hem Tanrı’ya tapınma araçları (ruhsal) hem de iyi işlerimizdir (fiziksel). Yani bu kurbanlar ruhsal ve fiziksel olarak kendimizi Tanrı’ya sunma araçlarıdır. Bizler bu kur­banları ‘Tanrı'nın eseri olduğumuz ve Tanrı’nın hazırladığı iyi işlerin yolunda yürümek üzere yaratıldığımızı’ bilerek (Efesliler 2:10) sunarız.

 

Bu yaşamda en mükemmel itaati sunmuş olsak bile “sadece yapmamız gerekeni yapmış” olacağımızdan (Luka 17:10); bizler bu kurbanları övünmek için değil (Matta 6:2), övün­cümüz Tanrı olduğu için (Romalılar 4:2) sunarız; yani bizler bu kurbanları Tanrı’nın görkemi ve yüceliğine hizmet etmek ve tanıklık etmek için sunarız.

 

Bizler “ışığımız insanların önünde parlasın” ve “inanma­yanlar arasında olumlu bir yaşam sürerek, başka uluslar da iyi işlerimiz aracılığı ile Tanrı'yı yüceltsin” diye bu kur­banları sunarız (Matta 5:16, I. Petrus 2:12).

 

Bizler inananlar topluluğunun birer üyesi olarak “Tanrı'nın önceden hazırladığı iyi işleri yapmak için” çağrıldığımızın bilinci ile (Efesliler 2:10) bu kurbanları sunarız.

 

Bizler “söylediğimiz, yaptığımız her şeyi Rab İsa'nın adıyla, O'nun aracılığıyla Baba Tanrı'ya şükretmek” için bu kur­banları sunarız (Koloseliler 3:17).

 

Böyle yapmakla yaratan ve kurtaran Tanrımızın sağlayışına olan güvenimizi ilan etmiş oluyoruz. Tanrı’nın her şeye kadir gücüyle bütün yaratılışa hükmedip yönettiği, baba merhame­tiyle insanları gözettiğine olan güvenimizle maddi kurban­larımızı veriyoruz.

Matta 10:29 İki serçe bir meteliğe satılmıyor mu? Ama Babanız'ın izni olmadan bunlardan bir teki bile yere düşmez.

Elçilerin İşleri 14:17 Yine de kendini tanıksız bırakmadı. Size iyilik ediyor. Gökten yağmur yağdırıyor, çeşitli ürünleriyle mevsimleri düzenliyor, sizi yiyecekle doyu­rup yüreklerinizi sevinçle dolduruyor."

 

Özet olarak “Ondalık-Sunu-Sadaka” kurbanları özel bir ama­ca hizmet eder: bu kurbanlar Mesih’te yaşamlarımızı Tanrı’­nın bereketlerine teslim ederek ve Tanrı’nın hoşnutluğunu arayarak yaşamaya çalışmamızın birer parçası olurlar. Öyle ki, Tanrı halkı yaşamının açıktaki ve gizlideki bütün alanla­rında Tanrı’ya layık olsunlar (Romalılar 12:1).

 

 

“Vermek, almaktan daha büyük mutluluktur” diyen Tanrı Sözü’nün yaşamlarınıza sevinçli bir bereket olmasını dilerim.