Hristiyanlıkta

ONDALIK, SUNU VE SADAKA

 

 

“Dünyasal zenginlik ve mal konusunda Kutsal Kitap’a göre edinmemiz gereken yüreğin ne olduğu ve Hristiyanlıkta Ondalık-Sunu-Sadaka hakkında bir araştırma”

 

KONU:

1-) “Ondalık-Sunu-Sadaka” hakkında “çoğu insan neden maddi kurbanlar ver[e]miyor?” sorusundan yola çıkarak; bunların ne olduğu, neden verildiği konusunu açıklığa kavuşturmak; ve böylece bu kurbanların ne olduğunu anlatmaya ya da Kutsal Kitap’ta olduğunun ispatına kalkmadan; “'Verme' konusunda değişmesi gereken yürek tutumu” hakkında Kutsal Kitap’ın, Hristiyanlara kazandırmak istediği yürek tutumu ve berekti doğru anlamak.

 

2-) “Hristiaynlıkta Ondalık-Sunu-Sadaka” konusuna bakarak, bu konddaki ilgisizliği, isteksizliği, kararsızlığı, bilgisizliği ve/veya umursamazlığı ortaya çıkarmak.

 

 

 

II./ Maddiyat ve Zenginliğe Bakış

 

 

Bu bölüme başlarken Yakup 1:9-11, Matta 19:16-24, I. Korintliler 7:29-31[32-35], Luka 12:16-21 ayetlerini dik­katlice okuyun. Bundan sonraki bölümler boyunca mad­diyat ve zenginliğe bakış açısı olarak konunun arka pla­nında bu bölümler olacaktır. 

 

Yakup 5:3 Altınlarınız, gümüşleriniz pas tutmuştur. Bunların pası size karşı tanıklık edecek, etinizi ateş gibi yiyecektir. Son günlerde servetinize servet kattınız.

 

Kutsal Kitap “son günler” hakkında bahsettiğinde gözlerimi­zi Mesih’in ikinci gelişine çevirmektedir (İbraniler 1:2-3, Matta 24:14, 27). Mesih ile tarih son günler ya da son çağa girmiştir. Yakup Mektubundaki 5:1-6 ayetleri özellikle zen­ginlikleri haksız kazanca dayanan kimselere konuşmaktadır. Ancak sahip olduğunuz bir kazancın ondalığı Tanrı’ya sunul­madıkça, Kutsal Kitap böyle bir kazancın “Tanrı’dan çalına­rak elde edilmiş” bir kazanç (Malaki 3:9) olduğunu söyle­mektedir. Bu durumda gerek insandan gerekse “Tanrı’dan çalmanın”[1] benzer bir şekilde mal varlığımız üzere şüphe ve bereketsizlik getireceği açıktır. Ancak biz bu bölümde özel­likle ayetlere “son zamanlar” üzerinden bakarak Kutsal Ki­tap’ın maddiyat ve zenginliğe bakışını anlamaya çalışacağız.

 

Kutsal Kitap samimi bir inanan kişinin gözlerini Mesih’in gelişine çevirerek yaşaması gerektiğini öğretmektedir. Çünkü içinde yaşadığımız bu dünyadaki hayatın anlamı yalnızca maddiyat ve servet üzerine dayalı bir yaşam değildir. Bizler son çağda yaşayan kimseler olarak Müjde’nin dünyaya vaazı ile, bu dünyanın zenginliği peşinden koşanların gerçek zen­ginliği kaybeden kimseler olacağının tanıklarıyız. Mesih’e iman edenlerin kilisesi olarak Müjde’nin ilanı ve tanıklığı aracılığı ile yaşamını dünyada edineceği zenginlik üzerine bina etmenin Tanrısal bereketlere sırt çevirmek olduğunun tanıkları olarak yaşamalıyız.

 

I. Timoteos Mektubundaki ayetlerin tanıklığı da, son za­manda yaşadığının bilincinde olarak devam eden bir kişinin maddiyat ve zenginliğe nasıl bakması gerektiği hakkında verilmiş net bir vaaz gibidir:

I. Timoteos 6:6 Oysa eldekiyle yetinerek Tanrı yolunda yürümek büyük kazançtır.

7 Çünkü dünyaya ne bir şey getirdik, ne de ondan bir şey götürebiliriz.

8 Yiyeceğimiz ve giyeceğimiz varsa, bunlarla yetiniriz.

9 Zengin olmak isteyenler ayartılıp tuzağa düşerler, in­sanları çöküşe ve yıkıma götüren birçok anlamsız ve zararlı arzulara kapılırlar.

10 Çünkü her türlü kötülüğün bir kökü de para sevgisidir. Bazıları zengin olmak hevesiyle imandan saptılar ve ken­di kendilerine çok acı çektirdiler.

6:17 Şimdiki çağda zengin olanlara gururlanmamalarını, gelip geçici zenginliğe ümit bağlamamalarını buyur. Zevk almamız için bize her şeyi bol bol veren Tanrı'ya ümit bağlasınlar.

18 Onlara, iyilik yapmalarını, iyilikten yana zengin olma­larını, cömert ve paylaşmaya istekli olmalarını buyur.

19 Böylelikle gerçek yaşama kavuşmak üzere gelecek için kendilerine sağlam temel olacak bir hazine biriktir­miş olurlar.

 

I. Korintliler 7:29-31 ayetlerini hatırlarsak, dünyadaki her şe­yin geçici olduğunu öğretmekteydi. I. Timoteos Mektubu da 7, 17. ayette aynı fikri beyan etmektedir. Böylece esas kazancın “sahip oldukları ile yetinerek Tanrı yolunda yürümek” oldu­ğu (6, 8); en büyük kazancın “gerçek yaşam” olduğu (19) açıkça vurgulanmaktadır.

 

Öyleyse ondalık-sunu-sadaka kurbanlarınız esas hazinenin “gerçek yaşam” için Tanrı yolunda yürümekle kazanılan bir şey olduğuna tanıklık etmelidir. Maddi kurbanlarınız, Tan­rı’nın ihtiyacınız olan şeyler hakkında cömert ve bunları sağ­lamaya istekli olduğunun (Matta 6:31-33) bir tanıklığı ol­malıdır.

 

Maddiyatı kazanırken, biriktirirken ve harcarken bakış açımız şu olmalıdır:

- Biz dünyaya ne bir şey getirdik ne de ondan bir şey götürebiliriz (7).

- Eldekiyle yetinmek; Tanrı’dan almak istediklerimize odaklanarak değil; Tanrı’nın bize verdiklerine şükrederek yaşamalıyız (6, 8).

- Dünya zengin olmak arzusunu teşvik ederken (9), bizler para sevgisinin yıkıma götüren bir tuzak olduğunun ta­nıkları olarak yaşamalıyız (10)

- Dünya maddiyat ile gururlanırken bizler Tanrı'ya ümit bağlayanlar olarak yaşamalıyız (17).

- Dünya maddiyata ümit bağlarken bizler cömert ve pay­laşmaya istekli yaşamalıyız (17-18).

 

Böylece Yakup 5:1-6 ayetlerine yeniden dönersek, “son gün­ler” içinde yaşayan kimseler olarak; Mesih İsa’nın dirilişi ile yeniden geleceği zaman arasında yaşayan kimseler olarak çürüyen ve geçici hazinelere değil, kalıcı ve sonsuz hazi­nelere bakmamız esastır (Matta 6:19-20):

Yakup 5:2 Servetiniz çürümüş, giysinizi güve yemiştir.

3 Altınlarınız, gümüşleriniz pas tutmuştur. Bunların pası size karşı tanıklık edecek, etinizi ateş gibi yiyecektir. Son günlerde servetinize servet kattınız.

 

Yaşam amacımızı şekillendiren şey para biriktirme ve zen­ginlik çoğaltma arzusu olmamalıdır. Mesih’in hizmetinin güçlü bir şekilde devamı ve yayılması için vaktimizi ve im­kânlarımızı Tanrı’ya en iyi şekilde sunabilme düşüncesi dün­yaya bakışımızı ve yaşamımızı şekillendiren şey olmalıdır.

 

Haksızlıkla elde edilen kazancın yaraladığı kimselerin feryat­larına Tanrı’nın duyarsız kalmayacağı (Yakup 5:4) açık ise; benzer şekilde acı çeken kimselere rahatlık ve esenlik sağ­lamak için kazancından pay ayıran kimseler, bu yoksul kim­selerin sevincinden ve Tanrı’ya olan şükranlarından da pay alacakları açıktır.

 

Bazı insanlar bu yaşamda kendi planları, kendi mutluluk ve rahatlıkları üzerine odaklanmış bir şekilde yaşarlar (Yakup 5:5). Haksızlıkla kazanç elde etmekten kaçınmayan kimseler böyle kimselerdir (Yakup 5:4). Kişiler bu kadar ben-merkezli bir bakış açısı ise yaşarlarsa, her türlü baskı, zorluk ve sıkın­tıdan kaçarak, ödemeleri gereken bedellerden kurtulmak veya bunları başkaları üzerine yükleyerek yaşamaktan asla kaçın­mazlar.

 

Bu durumda elde edilen kazancın Tanrı’ya ait kısmını Tan­rı’ya ayıran kimseler “son çağda” nasıl yaşaması gerektiğine dair bir tanıklık vermiş olurlar. Sadece iman eden kimseler diriliş gücüne dayanaraktan böyle yaşayabilirler. Sadece böy­le kimseler kişisel planlarını, kişisel rahatlıklarını düşünme­den Tanrı’nın isteğine güvenerek kendilerini Tanrı’ya suna­bilirler.

 

Böylece “ondalık-sunu-sadaka” bağışlarının ne olduğunu, nasıl düzenlendiğini düşünmeden önce, “maddi kurbanlar bağışlama; yürekten verme” konusunu düşünmeden önce şunları iyi anlamış olmamız önemlidir:

 

Madem son çağda yaşıyor ve Mesih’in gelişi ile her şeyin yenilenip mükemmelleşeceği bir krallığa doğru ilerliyorsak, madem bu dünyadaki servet ve zenginlik ge­çici ise, madem dünya ve içindeki her şeyin gerçek sahibi Tanrı ise, yaşamlarımızı sanki hep kalıcı olacakmış gibi yaşamak boşuna değil mi?

 

Kısıtlı bir zaman içinde devam eden yaşamlarımızda sanki sonsuzluğa dek dünyasal mal varlığına ihtiyacımız olacakmış gibi yaşamlarımızı kendimize göre yönetmeye çalışmak bu yaşamı boşuna harcamak değil mi?

 

Bu dünyadaki kısa bir yaşam süremiz içinde, Kutsal Ki­tap’ta Tanrı’nın açıkladığı gerçek servetten bize bağışla­nacak olan bereketlere göre yaşamamak bu yaşamı boşu­na harcamak olmayacak mı?

 

 

“Vermek, almaktan daha büyük mutluluktur” diyen Tanrı Sözü’nün yaşamlarınıza sevinçli bir bereket olmasını dilerim.

 


 

[1] İnsan Tanrı’dan çalabilir mi? Hayır! İnsanın maddiyat konusunda Tan­rı’ya olan sorumluluğunu yerine getirmemesi, insanın cimrilik, açgöz­lülük, bencillik ile Tanrı’ya olan tutumunu isimlendirmek için “Tanrı’dan çalmak” ifadesi vardır. Yani bu tutum “çalmak” gibidir (Ayrıca bölüm XIV.4 içinde 7. paragrafın dipnotuna (26) bakınız).